11 Ocak 2022 Salı

Söz Sanatları Nelerdir? Söz Sanatlarına Örnekler

 

Kimi zaman yazılarımızda ve konuşmalarımızda anlatımı güçlendirmek, anlatıma zenginlik katmak, ifadenin etkisini artırmak amacıyla söz sanatlarına başvururuz. Söz sanatları, anlatımı ilgi çekici kılan dilimizin zenginliklerinden birisidir. Söz sanatlarını benzetme (teşbih), kişileştirme (teşhis), konuşturma (intak), abartma (mübalağa) ve tezat (karşıtlık) olmak üzere beş başlık altında inceleyebiliriz.

1)Benzetme (Teşbih)

Anlatımı daha etkili kılmak, güçlendirmek adına aralarında değişik yönlerden ortaklık ve ilgi bulunan iki varlıktan zayıf olanın güçlü olana benzetilmesi sanatına benzetme denir.

Örnekler:

-Koskoca insanlar çocuklar gibi eğlenip gülüyorlardı.

(Yetişkin insanlar çocuklara benzetilmiştir.)

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım

(Şair, kendisini kükremiş sele benzetmiş.)

Bir bayram sabahına uyanmış çocuk gibi neşeyle ve umutla yürüyordu.

(Yazar, bahsettiği kişiyi “bir bayram sabahına uyanmış çocuğa” benzetiyor.

NOT: Benzetme sanatında her zaman “gibi, kadar” edatlarına yer verilmez.

Örnek: Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda

Şair burada vatanı cennete benzetmiş ancak “gibi” ya da “kadar” gibi edatlara yer vermemiştir. Şair, burada “cennet gibi vatan” ifadesini de kullanabilirdi. Ancak “gibi” edatını kullanmaya gerek görmemiş ve “cennet vatan” ifadesini kullanarak benzetme sanatına başvurmuştur.

2) Kişileştirme (Teşhis)

İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insana özgü özelliklerin verilmesi sanatına kişileştirme denir. Kişileştirme sanatında insan dışındaki varlıklar olan hayvanlara, bitkilere ve cansız varlıklara insana özgü nitelikler verilerek anlatım daha ilgi çekici hale getirilmeye çalışılır.

Örnekler:

-Zaman hızla geçmiş, gece olmuş, ay bile uykuya dalmıştı.

Bu ifadede “uykuya dalmak” insana ait bir özelliktir ve insan dışındaki varlık olan “ay”a verilmiştir. Böylece “ay” kişileştirilmiştir.

-Eski toprak parçası ürün vermeyi inatla reddediyordu.

“İnat” insana ait bir özelliktir ve insan dışındaki varlık olan “toprak parçası”na verilmiştir. Böylece “toprak” kişileştirilmiştir.

-Hava çok güzeldi ve güneş tüm canlılara gülümsüyordu.

Güneşe insana ait bir özellik olan “gülümseme” özelliği verilmiş ve güneş kişileştirilmiştir.

Örnek Soru: Aşağıdaki ifadelerden hangisinde kişileştirme sanatına başvurulmamıştır

A) Düşünceli bir hâli vardı bugün tüm ağaçların. 

B) Yine bulutların ağladığı bir günü yaşıyoruz. 

C) Kuşlar şarkı söylüyor, ağaçlar da onlara eşlik ediyordu. 

D) Bir sütun gibi yükselen ağaçların arasından geçtik. 

Çözüm: Ağaçların düşünceli olması, bulutların ağlaması, kuşların şarkı söyleyip, ağaçların da onlara eşlik etmesi kişileştirme sanatına örnektir. D seçeneğinde ise ağaçlar sütuna benzetilmiş ve dolayısıyla bu seçenekte benzetme sanatına başvurulmuştur. 

3) Konuşturma (İntak)

Anlatımı daha ilgi çekici hale getirmek amacıyla insan dışındaki canlı ve cansız varlıkların konuşturulması sanatına konuşturma denir. Konuşturma sanatı, çoğunlukla olağanüstü varlıkların ve olayların anlatıldığı masal ve fabl türünde karşımıza çıkar.

Örnekler:

-Benim adım dertli dolap

Suyum akar yalap yalap

Bu dizelerde “dolap” konuşturulmuş ve konuşma sanatına başvurulmuştur.

-Tilkinin iyiliği tutmuş bir gün

Leyleği yemeğe buyur etmiş,

Ama tilki demiş ki:

“Bizde misafir umduğunu değil bulduğunu yer.”

Yukarıda verilen fabl örneğinde tilki konuşturulmuştur.

4) Abartma (Mübalağa)

Bir olayın, durumun veya özelliğin olduğundan daha çok ya da az gösterilmesi sanatına abartma denir. Abartma sanatında söz konusu özellikte mantık sınırları zorlanır, mantık aranmaz.

Örnekler:

-Bir gün yine doludizgin atlarımızla

Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla

Şair, koyu yazılmış ifadeyle durumu olduğundan çok gösterme amacıyla mantık sınırlarını zorlamış ve abartma sanatına başvurmuştur.

-Senin için denizleri kuruturum yar

 Senin için gökkubbeyi yerlere çalarım yar

Bir insanın “denizleri kurutması” ve “gökkubbeyi yerlere çalması” mantık sınırlarını zorlayan imkânsız bir durumdur ve söz konusu durum abartılarak anlatılmıştır. Bu nedenle bu dizelerde abartma sanatına başvurulmuştur.

5) Tezat (Karşıtlık)

Karşıt durumların ve düşüncelerin bir arada söylenmesi sanatına tezat (karşıtlık) denir.

Örnekler:

-Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz

Koyu yazılmış ifadeler karşıtlık oluşturduğu için burada tezat sanatına başvurulmuştur.

-Elbette bugün ağlıyorsam yarın güleceğim

“Ağlamak” ve “gülmek” iki karşıt durumu bildirir ve burada yine tezat sanatına başvurulmuştur.

 

 


 

6 Ocak 2022 Perşembe

Deyimler ve Atasözleri


1)Deyimler

En az iki sözcükten oluşan, genellikle mecaz anlam taşıyan, anlatımı güçlendirmek ve zenginleştirmek amacıyla kullanılan söz öbeklerine deyim denir.

Deyimlerin Özellikleri

a)Deyimler kalıplaşmış söz öbekleridir. Bu nedenle deyimleri oluşturan sözcüklerin yerleri değiştirilemez, sözcüklerin yerine eş anlamlıları ya da yakın anlamlıları kullanılamaz. Örneğin “pireyi deve yapmak” deyimi “deveyi pire yapmak” ya da “pireyi inek yapmak” şeklinde değiştirilemez.

b) Deyimler genellikle mastar biçimindedir: Etekleri zil çalmak, burnundan gelmek, göklere çıkarmak...

c) Deyimler genellikle mecaz anlamlıdır:

-Kılı kırk yarmak (Titiz ve ayrıntılı bir biçimde incelemek, önemle üstünde durmak)

-Burnundan kıl aldırmamak (Kendisine söz söyletmemek, çok huysuz ve kibirli olmak)

ç) Bazı deyimler ise gerçek anlamlıdır:

-Yaza çıkmak (Yaz mevsimine ulaşmak)

-İyi gün dostu olmak (Dostlarının sıkıntılı zamanlarında onlardan kaçmak)

d) Bazı deyimler mastar halinde olmayıp söz öbeği biçimindedir:

-Örümcek kafalı (Eskiye saplanıp yeniliklere düşman olan, geri düşünceli kimse)

-Burnu büyük (Kibirli kimse)

-Başına buyruk(Kimseden izin almaksızın dilediği gibi davranan kimse)

e) Deyimler yargı bildirmez, öğüt vermez. Deyimler, bir durumu anlatan söz öbekleridir.

 

2) Atasözleri

Atalarımızın uzun gözlem ve deneyimleri sonucunda oluşmuş, öğüt veren, az sözle çok şey anlatan özlü sözlere atasözleri denir.

Atasözlerinin Özellikleri

a) Atasözleri anonimdir başka bir deyişle söyleyeni belli değildir ve halkın ortak malıdır.

b) Atasözleri kalıplaşmış sözler olduğu için atasözlerini oluşturan sözcüklerin yeri değiştirilemez ve bu sözcükler başka sözcüklerle değiştirilemez. Örneğin; “Damlaya damlaya göl olur.” atasözünü “Göl olur damlaya damlaya.” ya da “Damlaya damlaya havuz olur.” şeklinde değiştiremeyiz.

c) Atasözleri genel yargılar bildirir. Genel yargılar bildirirken de ders verici bir nitelik taşır.

ç) Atasözleri genellikle mecaz anlamlıdır:

-Acı patlıcanı kırağı çalmaz: Herhangi bir duruma alışkın olan kimseyi benzer kötü durumlar etkilemez.

-Güneş balçıkla sıvanmaz: Herkesin bildiği gerçek inkâr edilemez.

- Her ağaçtan kaşık olmaz: Özelliği olan bir iş için sıradan birisi kullanılamaz.

d) Gerçek anlamlı olan atasözleri de vardır:

- Bugünün işini yarına bırakma.

-Akıl akıldan üstündür.

-Dost ile ye iç; alışveriş etme.

e) Atasözleri her zaman cümle şeklindedir.

Atasözleri ve Deyimler Arasındaki Farklar

1)Atasözleri cümle şeklindedir. Deyimler ise genellikle mastar halindedir.

2) Atasözleri yargı bildirirken, deyimler yargı bildirmez.

3)Atasözleri öğüt vericidir ancak deyimlerde öğüt verici bir nitelik yoktur. Deyimler, bir durumu anlatmak için kullanılır. 

 

5 Ocak 2022 Çarşamba

Geçiş ve Bağlantı İfadeleri

 

Günlük hayatımızda pek çok konuda konuşmalarımızda veya yazılarımızda duygu ve düşüncelerimize yer veririz. İşte bu konuşma ve yazılarımızda uygun olan geçiş ve bağlantı ifadelerini kullanırız. Biz, bu geçiş ve bağlantı ifadelerini; düşüncenin yönünü değiştiren ifadeler, destekleyici ve açıklayıcı ifadeler ve özetleyen ve sonuç bildiren ifadeler olmak üzere üç grupta inceleyebiliriz.

1)Düşüncenin Yönünü Değiştiren İfadeler

Konuşmalarımızda, yazılarımızda bazen düşüncelerimiz olumlu yargıdan olumsuz yargıya bazen de olumsuz yargıdan olumlu yargıya geçer. İşte bu durumlarda düşüncenin farklılaştığını bildirmek için bazı ifadeler kullanırız. İşte bu ifadelere “düşüncenin yönünü değiştiren ifadeler” denir.

Düşüncenin yönünü değiştiren ifadeler şunlardır: “ama, fakat, lakin, oysaki, ne var ki, ancak, hâlbuki, yine de, buna rağmen”

Örnekler:

-Arayıp taramışlar ama çarıklarla posttan başka hiçbir şey bulamamışlar.

-Aylarca bu sınava çalıştım fakat işler hiç yolunda gitmedi.

-Bilgisayar almak istiyorum ancak piyasada uygun fiyatta bilgisayar bulamıyorum.

-Yine zayıf almışsın oysaki derslerine çalışacağına söz vermiştin.

-Çok çalışmama rağmen matematik dersinde başarılı olamıyorum.

2) Destekleyici ve Açıklayıcı İfadeler

Konuşurken veya yazarken düşüncelerimizi desteklemek ve daha iyi anlaşılmasını sağlamak adına bazı ifadeler kullanırız. Bu ifadelere destekleyici ve açıklayıcı ifadeler denir.

Destekleyici ve açıklayıcı ifadeler şunlardır: “özellikle, mesela, hatta, ayrıca, üstelik, örneğin, örnek olarak, açıkçası, açıklamak gerekirse, yani, başka bir deyişle”

Örnekler:

-Ödevlerini yapmış üstelik zor soruları da hatasız bir şekilde çözmüş.

-İstanbul’u çok seviyorum hatta oradan ev bile almayı düşünüyorum.

-Atatürk’ün nezdinde halk müziğinin ayrı bir yeri vardır özellikle Rumeli türkülerinin.

-Yazar bu metinde kişisel görüşlerine yer vermiş, başka bir deyişle öznel bir anlatım kullanmıştır.

3) Özetleyen ve Sonuç Bildiren İfadeler

Konuşurken ve yazarken duygularımızı ve düşüncelerimizi özetlemek istediğimizde ve sonuca bağlamak istediğimizde bazı ifadeler kullanırız. İşte bu ifadelere özetleyen ve sonuç bildiren ifadeler denir.

Özetleyen ve sonuç bildiren ifadeler şunlardır: “özetle, kısacası, böylece, son olarak, böylelikle, görüldüğü gibi”

Örnekler:

-Son olarak diyebiliriz ki teknoloji bilinçli kullanıldığında çok yararlıdır.

-Görüldüğü gibi akıllı telefonların günlük hayatımızı kolaylaştırıcı birçok işlevi var.

-Bugün son konumuzu işledik böylece tüm konularımızı bitirmiş olduk.

-Özetle şunu diyebiliriz ki yapım ekleri sözcüğün anlamını da türünü de değiştirir.

 

 

 

 

 


4 Ocak 2022 Salı

Anlatım Biçimleri / Anlatım Teknikleri

 

Yazarların duygularını, düşüncelerini veya bir olayı aktarırken kullandığı yöntemlere anlatım biçimleri ya da anlatım teknikleri denir. Anlatım biçimleri yahut anlatım teknikleri; öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı ve tartışmacı anlatım olmak üzere dört başlık altında incelenebilir.

1) Öyküleyici Anlatım

Olay akışının olduğu, olayların birbiri üzerine geliştiği öyküleyici anlatım tekniğinde amaç okuyucuyu bir olay içinde yaşatmaktır. Hareketli bir yaşam kesitini anlatan bu teknikte olay olmazsa olmazdır. Öyküleyici anlatım tekniğinde “geldi, gitti, okudu, gelmiş, gitmiş, okumuş vb.” fiiller kullanılır.

Örnek: “Gene atların hiçbiri durmuyordu. Kızdım. Öfkemi sanki kaşağıdan çıkarmak istedim. On adım ötedeki çeşmeye koştum. Kaşağıyı yalağın taşına koydum. Yerden kaldırabileceğim ağır bir taş bularak üstüne hızlı hızlı indirmeye başladım. İstanbul’da gelen, ihtimal Dadaruh’un kullanmaya kıyamadığı bu güzel kaşağıyı ezdim, parçaladım. Sonra yalağın içine attım.” (Ömer Seyfettin / Kaşağı)

Yukarıdaki metinde yazar olay akışının olduğu, hareketli bir yaşam kesitini anlatmıştır. Bu nedenle yukarıdaki metinde öyküleyici anlatım tekniği kullanılmıştır.

Öyküleyici anlatıma ilişkin örnek metinlere BURADAN ulaşabilirsiniz. 

 

2)Betimleyici Anlatım

“Sözcüklerle resim çizme sanatı” olarak da adlandıracağımız betimleyici anlatım tekniğinde amaç varlıkların ayırt edici ve belirgin özelliklerini tanıtıp varlıkları okuyucunun gözünde ve zihninde canlandırmaktır. Gözleme ve görselliğe dayanan betimleyici anlatımda durağan bir hava hakimdir ve olaya yer verilmez.

Örnek: “Koyu çevreleyen üzüm bağları ve deniz arasında geniş bir kumsal uzanıyor. Bu kumsal, deniz dibinde de sürüyor. İncecik kumlar güneş altında altın tozlar gibi parlayıp gözleri kamaştırıyor. Öylesine de kızgın ki bu altın kumlar! Öğle sıcağında yalın ayak yürümek olanaksız.” (Gülten Dayıoğlu – Masal Ağacı)

Yukarıdaki metinde yazar bulunduğu ortamı ayırt edici ve belirgin özellikleriyle tanıtmayı amaçlamıştır. Başka bir deyişle yazar, bulunduğu ortamı okuyucunun gözünde ve zihninde canlandırmaya çalışmıştır. Bu nedenle bu metinde betimleyici anlatım tekniği kullanılmıştır.

NOT: Öyküleyici anlatım ile betimleyici anlatım karıştırılmamalıdır. Öykülemede, olaylar zinciri vardır, olaylar sürekli bir akış halindedir. Bu yönüyle öyküleyici anlatımı bir filme benzetebiliriz. Bir filmde nasıl olay akışı varsa öykülemede de olay akışı vardır. Betimleyici anlatımda ise olay yoktur, durum vardır. Yazar bu anlatım tekniğinde bir varlığı, bir durumu ayırt edici nitelikleriyle adeta sözcüklerle resim çizerek anlatır. Betimleyici anlatım ile fotoğraf arasında ilişki kurabiliriz. Fotoğrafta nasıl durağan bir hava varsa betimlemede de durağan bir hava vardır.

 Betimleyici anlatıma ilişkin örnek metinlere BURADAN ulaşabilirsiniz. 

3) Açıklayıcı Anlatım

Okuyucuyu bilgilendirmek amacıyla yazılan, nesnel bir anlatımın hakim olduğu anlatım biçimine açıklayıcı anlatım denir. Bu anlatım tekniğinde okuyucuya bir şeyler öğretme amacı vardır.

Örnek: Edebiyatımızın önemli isimlerinden birisi de Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Öykü, roman, şiir, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi türlerde eser veren Tanpınar’ın “Huzur, Mahur Beste, Saatleri Ayarlama Enstitüsü” gibi romanları vardır. Şiir türünde ise bilinen en önemli eserleri “Ne İçindeyim Zamanın” ve “Bursa’da Zaman” adlı şiirleridir.

      Yukarıdaki metinde yazar, Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında okuyucuyu bilgilendirmeyi amaçlamış, nesnel bir anlatım kullanmış, başka bir deyişle kendi görüşlerine yer vermemiştir. Bu nedenle yazar bu metinde açıklayıcı anlatım tekniği kullanmıştır.

Açıklayıcı anlatıma ilişkin örnek metinlere BURADAN ulaşabilirsiniz. 

 

4) Tartışmacı Anlatım

Yazarın düşüncelerini okuyucuya kabul ettirmek amacıyla kullandığı anlatım biçimine tartışmacı anlatım denir. Tartışmacı anlatım tekniğinde yazar önce eleştireceği düşünceyi verir daha sonra da kendi düşüncelerinin neden doğru olduğunu, eleştirdiği düşüncenin de neden yanlış olduğunu örnekleriyle ortaya koyar. Bu anlatım tekniğinde yazarın amacı kendi düşüncesini savunmak, yanlış düşünceyi de çürütmektir.

Örnek: “Öyle görüyorum ki biz kendi “dilimizi”, konuştuğumuz, yazdığımız, insanlarla ilişki kurmakta aracı olan Türkçemizi sevmiyoruz. Neden mi? Seviyor olsaydık, dilimize özen gösteriyor olsaydık çocuğumuza gösterdiğimiz ilgiyi, sevgiyi, özeni, emeği “Türk diline” vermiş, verebilmiş olsaydık bugünkü duruma düşmezdik.” (Deniz Banoğlu / Dilimiz Kuşatma Altında) 

Yukarıdaki metinde yazar, dilimize yeteri kadar önem vermeyişimizi eleştiriyor ve konuyu tartışma havası içinde bizlere aktarıyor. Bu nedenle bu metinde tartışmacı anlatım tekniği kullanılmıştır.

Tartışmacı anlatıma örnek paragraflara BURADAN ulaşabilirsiniz. 

 

 


 

3 Ocak 2022 Pazartesi

Gerçek ve Kurgusal İfadeler


 

Gerçek Unsurlar / Gerçeği İfade Eden Cümleler

Günlük hayatta yaşanabilecek olayların dile getirildiği cümlelere “gerçeği ifade eden cümleler” ya da “gerçek unsurlar” denir. Bu cümlelerde hayali ve mantığa aykırı ifadelere yer verilmez. Gerçeği ifade eden cümlelerde gerçek dışı olaylara veya varlıklara yer verilmez.

Örnekler:

-Aniden yağmur yağmaya başladı.

-Çocuklar boş arsada büyük bir heyecanla top oynuyorlar.

-Adam, masada duran kitapları kitaplığa dizmeye başladı.

Yukarıdaki üç cümlede gerçek hayatta yaşanması mümkün olan, içinde hayali unsurların yer almadığı ifadelere yer verilmiştir. Bu nedenle bu cümleler gerçeği ifade eden cümlelerdir.

Kurgusal İfadeler / Kurgusal Unsurlar Nelerdir?

Gerçek hayatta yaşanması mümkün olmayan olayların dile getirildiği cümlelere kurgusal ifadeler ya da kurgusal unsurlar denir. Kurgusal yani hayal ürünü olan ifadelerde olağanüstü olaylara ve varlıklara yer verilir. Bu tür ifadeler çoğunlukla masal, destan ve efsane gibi türlerde karşımıza çıkar.

Kurgusal (Hayal Ürünü) İfadelere Örnekler

-Kar taneleri adeta birbiriyle dans edercesine yere düşüyordu.

-Güneş bugün gülen yüzünü göstermiş, adeta etrafa neşe saçıyordu.

-Bugün ormana kimse gelmeyince tavşanların ve ağaçların canı çok sıkılmış.

-Bugünlerde bulutlar insanlara dargın gibi...

-Aklı ermeden çiçek açan ağaçlar sonra çok pişman olmuş.


Örnek Soru: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kurgusal ifadeye yer verilmemiştir?

A) Bulutlar toplanmış, insanlığın haline ağlıyorlardı.

B) Derin bir uykunun ardından aceleyle yerinden kalktı toprak.

C) Küçük çam ağacı, ormandaki dostlarını göremeyince içine kapanıp ağladı.

D) Yaşlı adam, yağmura aldırmadan balık tutmaya devam etti.

Çözüm: A seçeneğinde “bulutların toplanıp ağlaması”, B seçeneğinde “toprağın uykudan sonra aceleyle yerinden kalkması” C seçeneğinde “Küçük çam ağacının içine kapanıp ağlaması” kurgusal yani hayal ürünü olan ifadelerdir. D seçeneğinde ise herhangi bir kurgusal ifadeye yer verilmemiştir.    Cevap: D

 

 


 

28 Aralık 2021 Salı

Duygusal İfadeler- Duygu Bildiren İfadeler


İnsan duygusal bir varlıktır ve bu duygularını günlük hayat içinde yoğun bir şekilde dile getirir. Bu yazımızda sizlere Türkçe dersi 5. sınıf müfredatında yer alan “duygusal ifadeler/duygu bildiren ifadeler” konusunu anlatacağız.

Korku, sevinç, acıma, merhamet, üzüntü, öfke gibi duyguları dile getiren cümlelere duygusal ifadeler ya da duygu bildiren ifadeler denir.

Duygusal İfadeler Örnekler:

-Zavallı köpeğin o hâline içim parçalandı. (üzülme)

-Dayımın geldiğini görünce eteklerim zil çaldı. (sevinme)

-Toplantıya geç kalınca oldukça telaşlandım. (telaş/endişe)

-Kardeşimi asker üniformasıyla görmek beni çok gururlandırdı.

-Aramız bozulacak, her şey tersine dönecek diye çok korkuyorum.

-En yakın arkadaşımın içler acısı halini görünce içim sızladı. (üzülme)

-Zavallı kedi bu kış kıyamette dışarıda kalmış. (Acıma, merhamet)

-Hayret, bu ödevi sen yaptın demek! (şaşırma)

-Sabah erkenden kalkıp karşıladığımız o eski bayramları şimdi arar oldum. (özlem)

-Eski mahallem burnumda tütüyor. (özlem)

-Yaşasın, yarın pikniğe gidiyoruz! (sevinme)

-Zavallı adam, çocuklarını okutabilmek için ne eziyetler çekti. (acıma, merhamet)

-Acaba başına kötü bir şey mi geldi? (endişe)

-Günlerdir emek verdiğim yazı dergide yayımlanınca sevinçten havalara uçtum. (sevinme)

Örnek Soru:

Aşağıdaki cümlelerden hangisi duygusal ifade değildir?

A) Onun bu umursamaz tavırları beni çileden çıkarıyor.

B) Kadıncağızın evini görünce yüreğim sızladı.

C) Onun bu son hareketi karşısında küplere bindim.

D) Hafif bir rüzgâr eşliğinde sabah yürüyüşü yapıyorum.

Çözüm: A seçeneğinde “çileden çıkarıyor” ifadesi “kızma” duygusunu, B seçeneğinde “yüreğim sızladı” ifadesi “üzülme” duygusunu, C seçeneğinde “küplere binmek” ifadesi “öfke” duygusunu bildirirken, D seçeneğinde herhangi bir duyguya yer verilmemiştir.    Cevap: D 


 

27 Aralık 2021 Pazartesi

Neden-Sonuç, Amaç-Sonuç, Koşul-Sonuç Cümleleri


1)Neden-Sonuç (Sebep-Sonuç) Cümleleri

Eylemin hangi nedenle, hangi gerekçeyle yapıldığını bildiren cümlelerdir. Neden-sonuç cümlelerini tespit etmek için “Neden/Niçin?” sorusunu sorarız.

Neden-Sonuç Cümleleri Örnekler

-Uzun süredir yürüdüğü için ayakları ağrımaya başladı.

(Neden ayakları ağrımaya başladı? –Uzun süredir yürüdüğü için)

-Temelim zayıf olduğu için matematik dersinde başarılı olamıyorum.

(Matematik dersinde neden başarılı olamıyorum? – Temelim zayıf olduğu için)

Dişim sürekli ağrıdığı için yazılı kağıdına odaklanamıyordum.

(Yazılı kağıdına niçin odaklanamıyordum? - Dişim ağrıdığı için)

 

2) Amaç-Sonuç Cümleleri

Eylemin hangi amaçla yapıldığını bildiren cümlelerdir. Amaç-sonuç cümlelerini bulmak için “hangi amaçla?” sorusunu sorarız.

Amaç-Sonuç Cümleleri Örnekler

-Konuyu tüm ayrıntılarıyla öğrenebilmek için öğretmenine sorular soruyordu.

(Öğretmenine hangi amaçla sorular soruyordu? – Konuyu tüm ayrıntılarıyla öğrenebilmek amacıyla)

-Daha sonra kitabını almak üzere çantasına uzandı.

(Hangi amaçla çantasına uzandı? – Kitabını almak amacıyla)

-Dinlenmek için apartmanın merdivenlerine oturdu.

(Hangi amaçla apartmanın merdivenlerine oturdu? – Dinlenmek amacıyla)

NOT: Neden-sonuç cümleleri ile amaç-sonuç cümlelerini birbirinden ayırmanın iki yolu vardır. Bunlardan birincisi “için, üzere” gibi sözcüklerin yerine “amacıyla” sözcüğünü getirmektir. “İçin, üzere” gibi sözcüklerin yerine “amacıyla” sözcüğünü getirdiğimizde cümlede anlam bozuluyorsa o cümle neden-sonuç cümlesi; bozulmuyorsa o cümle amaç-sonuç cümlesidir. Bu cümleleri karıştırmamak için ikinci püf noktası da şudur: Neden-sonuç cümlelerinde neden kısmı gerçekleşmiştir ancak amaç-sonuç cümlelerinde amaç kısmı henüz gerçekleşmemiştir.

Örnek:

-Sular kesildiği için bulaşıkları yıkayamamış. (Gerçekleşmiştir. Bu nedenle bu cümle neden-sonuç cümlesidir.)

-Fransızca öğrenmek için dil kursuna yazılmış. (Gerçekleşmemiştir. Bu nedenle bu cümle amaç-sonuç cümlesidir.)

 

3)Koşul-Sonuç Cümleleri

Bir eylemin gerçekleşmesinin başka bir eyleme bağlı olduğu cümlelere koşul-sonuç cümleleri denir. Türkçede koşul (şart) anlamı sağlayan ek “-sa,-se” ekidir.

Koşul-Sonuç Cümleleri Örnekler:

-Daha çok yolu vardı, böyle giderse başaramayacaklardı.

-Bu belgeyi imzalarsanız işleminizi tamamlayabiliriz.

-Pazar günü hava yağışlı olmazsa pikniğe gideriz.

Konuyla ilgili testimize BURADAN ulaşabilirsiniz. 

 

 

 

Abartılı Anlatım Nedir? Abartı Anlamı Taşıyan Cümleler


 Günlük hayatta kullandığımız ifadelere dikkat ettiyseniz bazı şeyleri ilginç kılmak, dikkat çekmek amacıyla abartarak anlatırız. Örneğin; ağır bir şey taşıdığımızda “kollarım koptu” deriz. Hasta olan birisi için “Ateşler içinde yanıyor.” tabirini kullanırız. Halbuki durum o seviyede değildir ama biz bazı durumları olduğundan fazla göstermeye çalışırız.

Biz bu yazımızda 5.sınıf müfredatında da yer alan "abartılı anlatım nedir?", abartılı anlatımla ilgili örnek cümleler" konusunu sizlere anlatmaya çalışacağız. 

Bir durumu, bir olayı olduğundan çok veya az göstererek anlatan cümlelere abartma cümleleri denir.

Abartılı Anlatımla İlgili Örnek Cümleler

-Öndeki araba kaplumbağa kadar yavaş gittiği için toplantıya yetişemedik. (Koyu yazılan ifadeyle arabanın yavaş olması abartılmış.)

-Bu kadar insanı el kadar yere nasıl sığdıracağız? (Koyu yazılan ifadeyle yerin küçüklüğü abartılmış.)

-Babası öldükten sonra zavallı çocuk adeta dünyayı sırtında taşıyordu. (Koyu yazılan ifadeyle çocuğun çektiği zorluklar, yaşadığı sıkıntılar abartılarak anlatılmış.)

-Zavallı çocuğun burnundan oluk gibi kan akıyordu.

-İçine bir kıvılcım düşer sonra o kıvılcım büyüyerek içinde volkan oluşturup patlar.

-Parmak kadar boyuna bakmadan giriştiği işlere bak!

-Öyle bir bağırdı ki sesi uzaydan duyulmuştur.

-Fuarda öyle bir kalabalık vardı ki iğne atsan yere düşmezdi.

-Öyle bir bakışı vardı ki ovaları tutuşturur, karları eritirdi.

Yukarıdaki cümlelerde koyu yazılan ifadeler cümleye abartma anlamı katan ifadelerdir.

Örnek Soru:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde abartma anlamı yoktur?

A) Ölü indirmede gökler ölü püskürmede yer

B) Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda!

C) Beklediğimiz haber gelince çok sevindik.

D) Onu görünce kalbim durur, nefes bile alamam.

Çözüm: A, B ve D seçeneklerinde durumlar olduğundan fazla gösterilerek abartılı anlatıma başvurulmuştur. C seçeneğinde ise herhangi bir abartılı durum yoktur.    Cevap:C

23 Aralık 2021 Perşembe

Noktanın Kullanıldığı Yerler ve Örnekler


Bu yazımızda noktanın (.) kullanıldığı yerlerden ve noktanın kullanım örneklerinden söz edeceğiz.

Nokta İşaretinin Kullanıldığı Yerler ve Örnekler 

1.Soru anlamı taşımayan, içinde korku, heyecan, şaşırma vb. duygular barındırmayan, tamamlanmış cümlelerin sonuna konur.

Örnek: Adam, yüzünde alaycı bir gülümsemeyle kitaba uzandı.

Görüldüğü gibi bu cümle, soru anlamı taşımayan, içinde korku, heyecan, şaşırma vb. duygular barındırmayan, tamamlanmış bir cümledir. Bu nedenle bu cümlenin sonunda nokta kullanılmıştır.

 

2.Bazı kısaltmaların sonuna konur.

Örnek: Prof. (profesör), Dr. (doktor), Cad. (Cadde), Yrd. Doç. (yardımcı doçent)

 

3.Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur.

Örnek: - Onlar 5. katta oturuyorlar. (Beşinci kat)

-XX. yüzyıl, 13. Cadde, 245. Sokak, II. Mehmet

 

4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ya da harflerden sonra konur.

Örnek:

1.                  I.             A.            a.

2.                  II.            B.            b.

 

5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları ayırmak için konur.

Örnek: Cumhuriyet 29.10.1923 tarihinde ilan edildi.

TBMM 23.04.1920 tarihinde açıldı.

UYARI: Tarihlerde ay adları yazıyla yazılırken ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz. Yazım şu şekilde olur:

29 Ekim 1923,  23 Nisan 1920 vb.

 

6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur.

Örnek: Bugünkü toplantı 17.30’da başlayacak.

Otobüsün 12.15’te kalkacağı açıklandı.

 

7. Kitap, dergi gibi eserlerin künyelerinin sonuna konur.

Örnek: Mustafa Kutlu, Mavi Kuş, Dergah Yayınları, İstanbul, 2013.

 

8. Dört ve dörtten çok rakamlı sayıların sondan sayılması suretiyle üçlü gruplara ayrılarak yazıldığında araya nokta konur.

Örnek: 123.962,  27.512.348 vb. (Görüldüğü gibi sondan sayılarak üçlü gruplara ayrılmış ve aralarda nokta kullanılmıştır.)

 

9. Genel Ağ (internet, Web) adreslerinde kullanılır.

Örnek: www.egitimantolojisi.com 

 

10. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır.

Örnek: 8x5=40                   13x4=52

            8.5=40                    13.4=52

 

UYARI: Rakamlar bazen virgülle veya çizgiyle ayrılmak suretiyle arka arkaya sıralanarak yazılırlar. Bu şekilde yazılan rakamlardan yalnızca sonuncu rakamdan sonra nokta konur.

Örnek: - 5,6 ve 8. maddeler

XIII-XV. yüzyıllar arasında vb. 


 

21 Aralık 2021 Salı

Öznel ve Nesnel Anlamlı Cümleler


Cümleler ifade ettiği düşüncelerin özelliklerine göre öznel anlamlı cümleler ve nesnel anlamlı cümleler olmak üzere ikiye ayrılır. Biz bu yazımızda öznel anlamlı ve nesnel anlamlı cümleleri açıklayıp bu konuya dair örnekler sunacağız.

Öznel Anlam Nedir? Öznel Anlamlı Cümleler

Söyleyenin kişisel beğenisini, duygu ve düşüncelerini içeren, ifade edilen duyguların, beğenilerin ve düşüncelerin kişiden kişiye göre değiştiği cümlelere öznel anlamlı cümleler denir. Öznel yargılı cümleler, “Bence, bana göre...” anlamı taşıyan cümlelerdir.

Örnek: Antalya ülkemizin en güzel şehridir.

Bu cümledeki “en güzel” ifadesi öznel bir ifadedir ve bu kişiden kişiye değişir. Başkasına göre ülkemizin en güzel şehri başka bir şehir olabilir.

-Yaz mevsiminde en iyi dinlenme yöntemi deniz kıyısında yürümektir.

Bu cümlede “en iyi” ifadesi öznel bir ifadedir ve bu durum da kişiden kişiye göre değişebilir. Başkasına göre yaz mevsiminde en iyi dinlenme yöntemi denizde yüzmek veya başka bir faaliyet olabilir.

Diğer Örnekler:

-Özellikle bu mevsimde yapılan yürüyüşlerin tadına doyulmuyor.

-Ünlü sanatçı, kıyafetiyle herkesin gözlerini kamaştırdı.

-Deniz kenarında yürüyüş yapmak insana bambaşka dünyaların kapılarını açıyor.

Yukarıdaki cümleler kişisel beğenileri ve düşünceleri içerdiği için öznel anlamlı cümlelerdir.

 

2) Nesnel Anlam Nedir? Nesnel Anlamlı Cümleler

Söyleyenin kişisel beğenisini, duygu ve düşüncelerini içermeyen, dile getirilen yargıların kişiden kişiye göre değişmediği cümlelere nesnel anlamlı cümleler denir. Nesnel yargılı cümlelerde dile getirilen yargılar herkesçe kabul görmüş, kanıtlanabilir yargılardır.

Örnek: Cumhuriyetin ilanından sonra siyasal gelişmelerin yanı sıra kültürel faaliyetlerle de ilgilenilmiştir.

Yukarıdaki cümle kişisel duygu ve düşünce içermeyen, kişiden kişiye göre değişmeyen, kanıtlanabilir ve herkesçe kabul görmüş bir yargı içerdiği için nesnel anlamlı cümledir.

Diğer Örnekler:

-Yazarın son romanı üç yüz sayfadan oluşuyor.

-“Küçük Ağa” romanı Tarık Buğra tarafından yazılmıştır.

-Yazar, son kitabında kalabalıklar içinde yalnız kalan bir aydının öyküsünü anlatıyor.

Yukarıdaki cümleler kişisel duygu ve düşünce içermeyen, kişiden kişiye göre değişmeyen, kanıtlanabilir yargılar olduğu için nesnel anlamlıdır. 

Örnek Sorular: 

1) Aşağıdaki cümlelerin hangisi öznel anlamlıdır?

A) Hareket edebilmemiz için beynimiz, sinir hücrelerimiz, kaslarımız ve kemiklerimiz hep birlikte çalışır. 

B) Canberra, altmış yıl önce kurulmuş bir kent. 

C) Hareket edeceğimiz zaman beynimizden kaslarımıza sinir hücrelerimiz aracılığıyla uyarılar gönderilir.

D) Edebiyatımızın deneme türüne olan uzaklığı büyük bir eksiklik gibi gözüküyor. 

Çözüm: A, B ve C seçenekleri herkesçe kabul görmüş kanıtlanabilir yargılar olduğu için nesnel anlamlıdır. D seçeneğinde ise kişisel bir görüş dile getirilmiştir ve bu seçenek öznel anlamlıdır.   Cevap: D


2) Aşağıdaki cümlelerden hangisi nesnel anlamlıdır? 

A) İnsan kitap okumadığı her an kendini ziyanda hisseder. 

B) Sinir hücrelerimiz aracılığıyla gönderilen uyarılar sayesinde kaslarımız harekete geçer. 

C) Dünyanın en zor hissi; kendini ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğudur. 

D) Unutmayın ki insana yaşama sevinci, neşesi katan sadece iyimser insanlardır. 

Çözüm: A, C ve D seçeneklerindeki yargılar kişisel görüşleri içerir ve bu görüşler kişiden kişiye göre değişebilir.  B seçeneğindeki ifade ise herkesçe kabul görmüş, kişiden kişiye göre değişmeyen kanıtlanabilir bir yargıdır ve o yüzden nesnel anlamlıdır.  Cevap: B


Konuyla ilgili birinci testimize BURADAN ulaşabilirsiniz. 

Konuyla ilgili ikinci testimize BURADAN ulaşabilirsiniz. 

20 Aralık 2021 Pazartesi

Fiilde Kip-Haber-Dilek Kipleri


Bu yazımızda sizlere  “Fiilde Kip: Haber Kipleri-Dilek Kipleri” konusunu anlatacağız. Ancak konumuza geçmeden önce “çekimli fiil” konusunu ele almamızda fayda var.

  Çekimli Fiil Nedir?

Çekimli fiil, belirli bir zamanı ve dileği, kişi (şahıs) ekleriyle gösteren eklerdir.

Örnek: oku-du-m

“okudum” fiili çekimli bir fiildir.

Oku: fiil kökü

-du: görülen (bilinen) geçmiş zaman eki

-m: 1. tekil (şahıs) eki

1.Fiillerde Kip

Fiiller, zaman ve anlam özelliklerine göre çeşitli ekler alır ve bu eklerle değişik biçimlerde kullanılırlar. Bu ekler kimi zaman zorunluluk bildirir kimi zaman da eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğini bildirir. İşte biz bu eklerin kullanılış biçimlerinin her birine kip deriz.

Türkçede kipler, haber ve dilek kipleri olmak üzere ikiye ayrılır.

1.1. Haber (Bildirme) Kipi Ekleri

Haber kipleri, zaman anlamı taşıyan kipler olup, fiilin geçmişte yapıldığını, yapılmakta olduğunu, her zaman düzenli olarak yapıldığını veya henüz gerçekleşmemiş olduğunu belirten kiplerdir. Türkçemizde dört temel zaman vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

1.1.1.Geçmiş Zaman (-dı, - di, - mış, - miş)

Eylemin geçmişte yapıldığını bildirir. Geçmiş zaman ikiye ayrılır:


a) Görülen (Bilinen) Geçmiş Zaman

Görülen ve bilinen, geçmişe ait bir eylemin anlatılmasında kullanılır. “-dı, - di, - du, - dü” ekleriyle yapılır.

Örnekler:

Hepsinin yüzünde büyük bir hayal kırıklığı belirdi.

Salgın hastalıkla ilgili günlük veriler akşam açıklan.

Başka bir şey duymamak için başını yastığın altına soktu.


b) Duyulan (Öğrenilen) Geçmiş Zaman

Görmediğimiz, başkasından duyduğumuz, geçmişe ait bir eylemin anlatılmasında kullanılır. “-mış, - miş, - muş, - müş” ekleriyle yapılır.

Örnekler:

İki hafta önce Ankara’dan dönüş yapmış.

Gece tam bu bölgede kaza olmuş.

Ablasını görünce hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamış.

 

1.1.2.Şimdiki Zaman

Henüz tamamlanmamış yapılmakta olan eylemin anlatılmasında kullanılır. “-yor” ekiyle yapılır.

Örnekler:

Kitap okurken kendimi rahat hissediyorum.

Mutfakta bulaşıkları yıkıyor.

Yarın sınavı olduğu için sabahtan beri ders çalışıyor.

 

1.1.3.Gelecek Zaman

Gerçekleşmemiş, ileri bir tarihte gerçekleşecek bir eylemin anlatılmasında kullanılır. “-acak, - ecek” ekleriyle yapılır.

Örnekler:

Uçak iki saat sonra kalkacak.

Raporu gelecek hafta kurula sunacağız.

Taraflar bir ay sonra mahkemeye çıkacak.

 

1.1.4.Geniş Zaman

Eylemin her zaman düzenli olarak yapıldığının bildirilmesinde kullanılır. “-r, - ar, - er, - ır, - ir, - ur, - ür” ekleriyle yapılır.

Örnekler:

O, kahvaltısını bitirdikten sonra gazete okur.

Ahmet her akşam soru çözer.

Sonbahar geldiğinde içimi nedensiz bir hüzün kaplar.

 

1.2.Dilek Kipi Ekleri

Zaman anlamı taşımayan, bir dileği veya tasarlanan bir eylemi bildiren kiplere dilek kipi denir. Dilek kiplerini dört başlık altında inceleyebiliriz.

1.2.1. Gereklilik Kipi

Adından da anlaşılabileceği gibi eylemin yapılmasının zorunlu olduğunu belirten kiptir. “-meli, - malı” ekleriyle yapılır.

Örnekler:

Yaşın ilerledi, artık sağlığına dikkat etmelisin.

İşleminizi yapabilmemiz için bu formu doldurmalısınız.

Havalar iyice soğumadan bu odunları kırmalıyız.

 

1.2.2 İstek Kipi

Cümleye istek, dilek anlamı katan bu kip “-e, - a” ekleriyle yapılır. Cümlede ise “-alım, - elim, - ayım, - eyim” şeklinde karşımıza çıkar.

Örnekler:

Bugün eve erken gideyim.

Hafta sonu dedemlerde kalayım.

Bu gece film izleyelim.

 

1.2.3. Koşul (Şart) Kipi

Bir eylemin başka bir eyleme bağlı olarak gerçekleşeceğini bildiren kipe koşul (şart) kipi denir. “-se, - sa” ekleriyle yapılır.

Örnekler:

Düzenli ders çalışırsan notların kesinlikle yükselir.

Ödevlerini yaparsan oyun oynamana izin verebilirim.

Yediklerine dikkat edersen hazımsızlık yaşamazsın.

 

1.2.4. Emir Kipi

Eki olmayan ve eylemin yapılması gerektiğini emir şeklinde bildiren kiptir. Kişi ekleriyle çekimlenen bu kipte birinci tekil ve birinci çoğul kişi ekinin emir çekimi yoktur.

Örnekler:

Oradaki kitabı buraya getir.

Ben gidiyorum, sen de odanı topla.

Bakkaldan ekmek al.

 

 


 

16 Aralık 2021 Perşembe

Nicel Anlam ve Nitel Anlam Nedir?


Sizlere bu yazımızda "Sözcükte Anlam" başlığı altında incelenen "Nicel Anlam" ve "Nitel Anlam" konusunu anlatacağız.

Nicel Anlam Nedir? Nicel Anlamlı Sözcükler

Varlıkların, kavramların azalıp çoğalabilen, sayılabilen, ölçülebilen özelliklerini bildiren sözcüklere nicel anlamlı sözcükler denir. Ağırlık, uzunluk, kısalık, mesafe gibi ölçülebilirliği belirten ifadeler nicel anlamla ilgilidir.

 

Nicel Anlam Örnekler:

Yüksek binaların arasında sıkışıp kalmışız.

(Binaların yüksekliği ölçülebileceği için “yüksek” sözcüğü nicel anlamlı sözcüktür.)

Geniş bir bahçeleri vardı.

(Bahçenin genişliği ölçülebileceği için “geniş” sözcüğü nicel anlamlıdır.)

Uzun boylu bir adam sokağın başında bekliyordu.

(Boyun uzunluğu ölçülebildiği için “uzun” sözcüğü nicel anlamlıdır.)

 

Nitel Anlam Nedir? Nitel Anlamlı Sözcükler

Nitel anlamlı sözcükler, varlıkların ölçülemeyen ve sayılamayan özelliklerini ifade eden sözcüklerdir. Bu sözcükler varlıkların niteliğini başka bir deyişle nasıl olduklarını bildiren sözcüklerdir.

 

Nitel Anlam Örnekler:

Çocuk, neşeli tavırlarıyla dikkat çekiyordu.

Son derece cömert bir insandı.

İnsanlara soğuk davranman bence doğru değil.

Rahat tavırlarıyla dikkat çeken geniş bir insandı.

 

Yukarıdaki altı çizili sözcükler varlıkların niteliğini belirten sözcüklerdir ve varlıkların ölçülemeyen ve sayılamayan özelliklerini ifade eder. Örneğin; bir insanın cömertliği ölçülemez ve sayılamaz. Bu nedenle bu sözcük nitel anlamlı bir sözcüktür. 


 

14 Aralık 2021 Salı

Eş Anlamlı, Zıt Anlamlı, Yakın Anlamlı Sözcükler Konu Anlatımı

 


Bu yazımızda sizlere eş anlamlı sözcükler, zıt anlamlı sözcükler ve yakın anlamlı sözcüklerden söz edeceğiz.

Eş Anlamlı (Anlamdaş) Sözcükler

Yazılışları ve okunuşları farklı olmasına rağmen aynı anlamı taşıyan ve birbirlerinin yerine kullanılabilen sözcüklere eş anlamlı sözcükler denir.

Örnek: Gayretini takdir ediyorum.

Çabanı takdir ediyorum.

Yukarıdaki örnekte “gayret” ve “çaba” sözcükleri yazılışları ve okunuşları farklı olmasına rağmen aynı anlamı taşırlar ve birbirlerinin yerine kullanılabilirler.

Bazı Eş Anlamlı Sözcükler:

al-kırmızı

kara-siyah

ak-beyaz

yanıt-cevap

güz-sonbahar

anı-hatıra

gizem-sır

öykü-hikaye

yel-rüzgâr

yüzyıl-asır

lisan-dil

barış-sulh

savaş-harp

ikaz-uyarı

 

Zıt (Karşıt) Anlamlı Sözcükler

Anlamca birbirinin karşıtı olan sözcüklere zıt anlamlı sözcükler denir.

Bazı Zıt Anlamlı Sözcükler:

kalın-ince

kısa-uzun

bayat-taze

sıcak-soğuk

korkak-cesur

zengin-fakir

uzak-yakın

gece-gündüz

ağır-hafif

şişman-zayıf

güzel-çirkin

yukarı-aşağı

tembel-çalışkan

cimri-cömert

savaş-barış

 

NOT: Bir sözcüğün olumsuzu, o sözcüğün zıt anlamlısı değildir.

Örnek: “gitmek” sözcüğünün zıt anlamlısı “gitmemek” değildir.

“kalmak” sözcüğünün zıt anlamlısı “kalmamak” değildir.

 

Yakın Anlamlı Sözcükler

Yazılışı ve okunuşu farklı olan, eş anlamlı gibi gözükse de birbirinin yerini tutmayan, aralarında anlam farkı bulunan sözcüklere yakın anlamlı sözcükler denir. Yakın anlamlı sözcükler eş anlamlı sözcüklerle karıştırılmamalıdır.

Bazı Yakın Anlamlı Sözcükler:

tanıdık-bildik

saçmak-dağıtmak

dost-arkadaş

tutmak-yakalamak

bakmak-seyretmek

donmak-üşümek

doğru-dürüst

kırılmak-darılmak

yalan-yanlış 


Örnek Sorular: 

1) 5. sınıf öğrencisi Nisa, aşağıya bazı sözcüklerin eş anlamlılarını yazmıştır. Nisa yazdığı bu sözcük çiftlerinin hangisinde yanlışlık yapmıştır? 

A) yüce-ulu          B) tür-çeşit             C) pay-hisse             D) gece-gündüz

Çözüm: A, B ve C seçeneklerinde verilen sözcükler eş anlamlıyken, D seçeneğindeki sözcükler zıt anlamlıdır.   Cevap: D 


2) "çürük-sağlam" sözcükleri arasındaki anlam ilişkisi aşağıdakilerin hangisinde yoktur?

A) sert-yumuşak          B) donmak-üşümek            C) cimri-cömert          D) sığ-derin 

Çözüm: "çürük-sağlam" sözcükleri arasında zıt anlamlılık ilişkisi vardır. Soruda bizden bu sözcükler arasında bulunan anlam ilişkisinin hangisinde olduğu sorulmaktadır. A,C ve D seçeneklerindeki sözcükler zıt anlamlıyken, B seçeneğindeki sözcükler yakın anlamlıdır.     Cevap: B 

Konuyla ilgili testimize BURADAN ulaşabilirsiniz. 

Popüler Yayınlar