26 Temmuz 2022 Salı

KPSS Eğitim Bilimleri - Önemli Noktalar


 Değerli okurlarımız, bu yazımızda Ölçme ve Değerlendirme, Program Geliştirme ve Öğretim Yöntem ve Teknikleri'nden önemli noktaları sizlerle paylaşacağız. 

1)Mutlak Değerlendirme

Gruptan gruba, kişiden kişiye değişmeyen önceden belirlenmiş kesin ölçütlere dayalı yapılan değerlendirme türüne mutlak değerlendirme denir.

Mutlak değerlendirme örnekleri

-100 üzerinden 60 ve üzeri puan alanların dersten geçmesi

-80 sorudan 40'ını doğru cevaplandıranların başarılı sayılması

-Bir testteki soruların %50'sini doğru cevaplayanların dersten geçmesi

Bağıl Değerlendirme

Önceden belirlenmiş kesin bir ölçütün olmadığı, bireylerin performanslarının grup ya da sınıf ortalamasına göre belirlendiği değerlendirme türüne bağıl değerlendirme denir.

Bağıl değerlendirme örnekleri

-Sınıf ya da grup ortalamasının üzerinde puan alanların başarılı sayılması

-Bir sınavda en yüksek puan alan ilk beş kişinin bilgi yarışmasına katılmaya hak kazanması

-Bir şiir yarışmasında en iyi üç şiirin belirlenmesi

NOT: Bağıl değerlendirmede;

-Sınıf ortalamasına göre değerlendirme yapma

-Zekâ ve yetenek değerlendirmeleri

-Z ve T puanlarına göre değerlendirme yapma

gibi durumlar söz konusudur.

NOT: Mutlak değerlendirmede önceden belirlenmiş kesin ölçütler varken bağıl değerlendirmede önceden belirlenmiş kesin ölçütler yoktur.

 

2) Kapsam Geçerliği

Kapsam geçerliğinde;

“-Söz konusu test, hedef davranış ve konuları dengeli temsil edecek test maddelerinden oluşmuş mu? Başka bir deyişle söz konusu testte kapsamın her yerinden dengeli bir şekilde soru sorulmuş mu?”

sorusunun cevabına “Evet” cevabını verebiliyorsak söz konusu testin kapsam geçerliğinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

Örneğin; bir öğretmen beş ünite işlemiş  ve sınavda da bu beş üniteyi dengeli bir şekilde ölçebilecek sorulara yer vermişse o sınavın kapsam geçerliğinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

 

3) Kısa cevaplı testlerle kapsam daha iyi örneklenebilir. Çünkü kısa cevaplı testlerde öğrencinin uzun bir şekilde cevap yazması gerekmez ve bu durum da çok sayıda soru sormaya zemin hazırlar. Çok sayıda soru sorulabilmesi de kapsamın her yerinden soru sorma olanağı sağlar.

 

4) Yazılı Yoklamalar

Üst düzey zihinsel becerilerin, sentez ve değerlendirme düzeyindeki davranışların ölçüldüğü yazılı yoklamalarda aynı zamanda öğrencinin kendini yazılı olarak ifade edebilme, kendisini ifade ederken yazım kurallarını ve noktalama işaretlerini doğru kullanabilme becerileri de ölçülür.

Yazılı yoklamaların en önemli dezavantajı ise az sayıda soru sorulabilmesidir. Çünkü yazılı yoklamalarda sorular uzun uzun cevaplanır ve bu durum da az sayıda soru sorulmasına yol açar. Az sayıda soru sorulması da hem kapsam geçerliğini hem de güvenirliği olumsuz etkiler.

 

5) – Puanlama için ayrıntılı yönergelerin bulunduğu cevap anahtarının kullanılması

-Puanlamayı birden fazla puanlayıcının yapması ve verilen puanların ortalamasının alınması

-Soru soru puanlama ya da  başka bir deyişle bir soruya öğrencilerin tümünün verdiği cevaplar puanlandıktan sonra diğer soruya geçilmesi

-Cevabın değişik bölümlerine verilecek puanların ayrı ayrı belirlenmesi

gibi hususlar yazılı yoklamalarda puanlama güvenirliğini artırmaya yönelik önlemlerdir.

 

6) Sınavlarda “boşluk doldurma” tipi sorularda ders kitabından aynen alınan ifadelerin kullanılması ölçülen özelliğin ezber ve hatırlama düzeyinde kalmasına neden olur.

 

7) İnformal eğitim plânlı ve programlı değildir. Doğal, gelişigüzel ve olumlu ya da olumsuz olarak gerçekleşen, belli bir mekâna bağlı olmayan eğitimdir.

 

8) Örtük Program

Açık ve yazılı olmayan, tasarlanmamış, gizil öğrenmeleri kapsayan, resmî programın dışında olan, yöneticilerin ve öğretmenlerin sözlü ya da sözsüz olarak verdikleri bütün iletilerle oluşan öğrenmeleri kapsayan program türüne örtük program denir. Okul kültürü ve ikliminden kaynaklanan öğrenmeler örtük program kapsamındadır.

NOT: Örtük program ile ekstra program karıştırılmamalıdır. Örtük program plânlı olmaktan çok kendiliğinden oluşan öğrenmeleri kapsayan okul iklimi, öğretmen ve yönetici tutumları ile ortaya çıkan bir program türüyken; ekstra program, resmî programın dışındaki plânlı, sosyal, kültürel, sportif, sanatsal etkinliklerdir. Kısacası örtük program plânlı değilken, ekstra program plânlıdır.

 

9) Eğitim programları uygulanırken uygulandıkları eğitim bölgesinin özellikleri dikkate alınır ve program bu özelliklere göre esnetilebilir. Örneğin; tarımın temel geçim kaynağı olduğu bir bölgede programda öncelikle tarımla ilgili amaçlara öncelik verilmesi buna örnek bir durumdur. Başka bir deyişle eğitim hedefleri belirlenirken toplumsal çevrenin ihtiyaçları da dikkate alınır.

 

9) Eğitim Felsefeleri

-Daimicilik: Değişmeyen, evrensel bir eğitimin savunulduğu, çocuklara ve gençlere dünyanın hem maddi hem de manevi gerçeklerini tanıtacak bilgiler verilmesi gerektiğini, klasik eserlerin eğitimde önemli bir yeri olduğunu savunan eğitim felsefesine daimicilik denir.

-Esasicilik: Konu ve öğretmen merkezli anlayışın hakim olduğu, disiplinin eğitimde önemli olduğunu, ezber, tekrar, alıştırma gibi geleneksel öğretim yöntemlerinin kullanıldığı eğitim felsefesine esasicilik denir. Esasicilik eğitim akımında öğretmen otoritesi önemlidir.

-İlerlemecilik: Eğitim ortamının demokratik olduğu, öğrenme öğretme sürecinde öğretmenin rehber konumda olduğu, eğitim programının öğrencilerin ilgi, ihtiyaç, beklenti ve özelliklerine uygun olması gerektiğini savunan eğitim akımına ilerlemecilik denir. Bilginin kullanımının ve transferinin önemli olduğu bu aklımda yaparak yaşayarak öğrenme ve problem çözme yöntemi esas alınır. Bu akıma göre okul yaşamın kendisi olmalıdır ve bilgi gerçek yaşamla ilişkilendirilerek verilmelidir.

-Yeniden kurmacılık: Öğretmeni ve okulu toplumsal değişimin anahtarı olarak gören bu eğitim akımında eğitim yolu ile toplumsal değişimin sağlanması gerektiği savunulur.

 

10) Öğretim Stratejileri (Buluş – Sunuş Stratejisi)

-Bruner tarafından geliştirilen ve öğrenci merkezli bir strateji olan buluş yoluyla öğretim stratejisinde öğrenciler bilgileri hazır olarak almazlar. Bu stratejide öğrenci adeta bir bilim adamı gibi sorgulayarak, sezgisel düşünme ve keşif yoluyla çözüm üretmeye ve sonuçlara ulaşmaya çalışır. Bu stratejide öğrencilere ulaşacakları sonuçlar önceden söylenmez.

- David Ausubel tarafından geliştirilen ve öğretmen merkezli bir strateji olan sunuş yoluyla öğretim stratejisinde öğretmenden kavramdan örneğe, genelden özele doğru ilerler. Başka bir deyişle tümdengelim yoluyla ders işler. Bunu şöyle açıklayalım: Öğretmen önce konuyla ilgili genel tanımları ve kavramları sunar daha sonra da konuyla ilgili örnekleri ve ayrıntıları sunar. 

Popüler Yayınlar