26 Haziran 2019 Çarşamba

Eğitimde Program Geliştirmenin Temel Özellikleri

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/coffee-cup-mug-desk-5251/


Merhaba değerli okurlarımız. Bugünkü yazımızda eğitimde program geliştirmenin temel özellikleri üzerinde duracağız.

Bir ülkenin her alanda gelişebilmesi için o ülkede uygulanmakta olan eğitim sisteminin çağın gereklerine uygun bir şekilde yapılandırılması ve geliştirilmesi gerekir. Her ülkenin doktorlara, öğretmenlere, hukukçulara, sanatçılara, sporculara kısacası her meslek grubundan yetişmiş nitelikli insanlara ihtiyacı vardır. Bu saydığımız meslek gruplarının mensupları söz konusu ülkenin eğitim sisteminden çıkan insanlardır. Bu nedenle bizlerin eğitimde program geliştirme konusu üzerinde durmamız gerekir.

Program geliştirme, uygulanmakta olan programın yaşadığımız çağın ihtiyaç ve beklentilerine uygun hale getirilmesi için yapılan sistemli çalışmaların bütünü olarak tanımlanabilir. Program geliştirmede;

-Niçin öğretelim?
-Ne öğretelim?
-Nasıl öğretelim?
-Ne kadar öğrettik?

gibi sorulara yanıt aranır.

Program geliştirmeden kısaca söz ettikten sonra program geliştirmenin temel özelliklerinden de bahsedelim:

-Eğitim, doğrudan veya dolaylı olarak birçok faktörden etkilenir. Eğitimin doğasında bu vardır. Program geliştirme süreci eğitimi etkileyen her şeyle ilgili araştırma yapmayı gerektiren bir süreçtir.

-Bu süreç iş birliği gerektiren bir süreçtir. Ekip çalışmasını zorunlu kılar. Konunun ve ölçme-değerlendirme uzmanlarının koordineli bir şekilde çalışmasını gerektirir.

-Program geliştirme çalışmaları sürekli ve dinamik olan bir süreci içerisinde barındırır. Bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelere, toplumsal gelişmelere ve konu alanlarındaki gelişmelere bağlı olarak yapılır. 

-Bu süreç araştırma-geliştirme sürecini içinde barındıran, ekonomik, siyasi ve sosyal yapı ile ilişkili olan, zamanla sınırlı tutulamayan bir süreçtir. Araştırmalar sonucunda elde edilen bulgulara göre eksiklikler giderilir ve program geliştirilmeye çalışılır. 

-Geliştirilen programlar bir yandan uygulanır; uygulanırken de geliştirilmeye devam edilir. Yani bu süreç uygulama ile iç içe olan bir süreçtir. 

-Bu süreç aşamalı bir süreçtir. Tasarlama (planlama), hazırlama, pilot deneme, değerlendirme ve düzenleme aşamalarından oluşur. 

-Program geliştirme süreci aynı zamanda bir karar verme sürecidir. Bu süreçte hedefler seçilir, içerik seçilir ve düzenlenir ve sonuçlar değerlendirilir. 

-Bu süreç sistematik olmayı gerektiren bir süreçtir. Hedef, içerik, eğitim durumları ve değerlendirmeden oluşan eğitim programı ögeleri arasında dinamik ilişkiler vardır. Bu nedenle ögelerin herhangi birinde meydana gelen değişiklikler diğerlerini de etkiler. 

-İletişim gerektiren bir süreçtir. Merkezden diğer kurumlara, diğer kurumlardan merkeze doğru iletişim gerektiren eşgüdümsel bir süreçtir. Geliştirme çalışmaları kesinlikle merkezden bağımsız yapılamaz. 

-Psikolojik, felsefi, tarihsel, toplumsal, ekonomik, bireysel ve konu alanı gibi kuramsal temellere dayalıdır. 

Değerli okurlarımız, bu yazımızda eğitimde program geliştirmenin temel özellikleri üzerinde durduk. Okuduğunuz için şimdiden teşekkür ederiz. 


13 Haziran 2019 Perşembe

Karne Alan Çocuğa Nasıl Davranılmalı?



Karne bütün bir dönem boyunca öğrencinin  gösterdiği akademik başarının bir belgesi niteliğindedir. Ancak şunu da belirtelim ki karne her şey demek değildir. Bunun bilincinde olan anne-baba ve öğrenciler karne dönemini sağlıklı bir şekilde atlatırlar. Değerli okurlarımız; bu yazımızda "karne başarısı", "karne başarısızlığı" ve "karne alan çocuğa nasıl davranılmalı?" konuları üzerinde duracağız. 

Eğitim-öğretimle içli dışlı olan çoğu kişinin de bildiği üzere başarıyı etkileyen tek faktör zekâ değildir. Zekâ dışında başarıyı etkileyen birçok faktör vardır. Eğer çocuğunuz kötü bir karne getirdiyse şu soruları kendinize sormanız gerekir: 

-Çocuğum çalışma alışkanlığını yeterince kazanabildi mi? 
-Çocuğuma evinde rahat bir ders çalışma ortamı sağlayabildim mi? 
-Çocuğumda sorumluluk duygusu var mı? Sorumluluk duygusu yeteri kadar yerleşmiş mi? 
-Çocuğumun ruhsal yönden durumu nasıl? Duygusal sorunlar yaşıyor mu?
-Çocuğumun hem oyun oynayabileceği hem de derslerine verimli bir şekilde çalışabileceği etkili bir ders planı var mıydı? 

Çocuğunuz kötü bir karne getirdiyse kesinlikle kendinize bu soruları sormalı ve kendinizi de sorgulamalısınız. Çocuğunuzla duygusal ve akademik yönden yeterince ilgilenmediyseniz, bu karne başarısızlığında sizin de payınız var demektir. O nedenle ebeveynler kendilerini de sorgulamalı ve kendilerinde bulunan eksiklikleri tespit edip buna göre hareket etmelidirler. 

Maalesef üzülerek belirtiyoruz ki karne başarısızlığını dünyanın sonuymuş gibi gören ve algılayan veliler var. Şunu unutmayın ki karne çocuğun tüm performansını yansıtmaz. Karne, akademik başarıyı gösteren bir belgedir. Bu nedenle karneye gereğinden çok fazla anlam yüklemeyin. Karne elbette önemlidir ancak çocuğunuzun ruh sağlığından daha önemli değildir. Hemen bu noktada aklımıza şu soru gelir: "Karne alan çocuğa nasıl davranılmalı ya da davranmalıyım?" İsterseniz maddeler halinde bu sorunun cevabını arayalım: 

1) Çocuğunuz kötü bir karne getirdiyse öncelikle çocuğunuzla doğru bir iletişim kurarak bu başarısızlığın nedenlerini çocuğunuzla birlikte tespit etmeye çalışın. Onunla birlikte eksikliklerini gidermesine yönelik verimli ve etkili bir çalışma programı hazırlayın. Tabii bu çalışma programını hazırlarken çocuğunuzun beklenti ve ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurun. Örneğin; çocuğunuzun oyun ve eğlence faaliyetlerini kısıtlamayın. Oyun ve eğlence faaliyetleri çocuğun ruhsal ve sosyal yönden gelişimini sağlar. 

2) Çocuğunuzu kayıtsız şartsız sevdiğinizi onlara hissettirin. "Annem ve babam beni sadece başarılı olduğumda sever." düşüncesinin çocuğunuzda yerleşmesine izin vermeyin. Koşulsuz sevgiyi hissetmeyen çocuk karne konusunda ve ileriki yaşamında başarıya bağlı yaşayıp olayları ve olguları başarılı olma kriterine göre değerlendireceği için sorunlar yaşayabilir. Karne başarısızlığı yaşayan çocuk ise böyle düşüneceği için bu hususta dürüst olmayan yöntemlere başvurabilir. Bu nedenle dikkatli olmakta fayda var. 

3) Kesinlikle sözel ve fiziksel şiddette bulunmayın. "Senden adam olmaz.", "Tembel, yaramaz" gibi ifadeler çocuğun benlik algısını olumsuz etkiler, ruh dünyasında yaralar açar. Sözel ve fiziksel şiddete uğrayan çocuğun özgüveni azalır ve kişilik gelişimi de olumsuz etkilenir. 

4) Karnedeki davranış notlarına da vurgu yapın. Çocuğunuz akademik anlamda başarılı olamayabilir ancak davranışsal anlamda öğretmeninin beğenisini kazanmışsa onu bu yönden takdir edin. Ancak daha sonra ders notlarına da dikkat çekin ve bu başarısızlığın nedenlerini tespit etmeye çalışın. 

5) Karne başarısızlığı hususunda çocuğunuza ceza vermek sağlıklı sonuçlar doğuramayabilir. Bu nedenle ceza vermek yerine yukarıda da belirttiğimiz gibi başarısızlığın nedenlerini tespit edip buna yönelik bir çalışma programı hazırlayın. 

6) Bizim toplumumuzda bir efsane vardır: "Komşunun çocuğu efsanesi". Anne babalara göre "komşunun çocuğu" ya da "filancanın çocuğu" her konuda başarılıdır ve kendi çocuklarının önündedir. Anne-babalar çoğu zaman çocuklarını motive edebilmek için bu söylemi kullanırlar. Ancak bu söylem kesinlikle yanlıştır ve çocuğunuzu motive etmez. Aksine onlarda yetersizlik duygusunun oluşmasına yol açar ve özgüvenlerini azaltır. Bu nedenle kötü bir karne getiren çocuğunuzu kesinlikle akranlarıyla veya kendi çocukluğunuzla kıyaslamayın. 

7) Çocuğunuzu aldığı not üzerinden değerlendirmeyin. Onun dönem boyunca gösterdiği çabasına vurgu yapın ve onu çabaları için takdir edin. "Başarılı olamasan da elinden geleni yaptın ve çok çabaladın. Gösterdiğin çaba nedeniyle seninle gurur duyuyorum." gibi bir söylem çocuğunuzun ruhsal durumu için uygun bir söylemdir. 

8) Karne üzerinden çocuğunuzun hayatta başarılı olup olamayacağı konusunda tespitler yapmaktan kaçının. Çünkü karne, çocuğun hayat başarısının göstergesi olamaz. Karnesi çok iyi olan bir öğrenci ilerleyen zamanlarda hayatta başarısız da olabilir. Bunun tam tersi karnesi kötü olan bir öğrenci ileride başarılı olabilir. Bu konuda sağlıklı değerlendirmeler yapmakta fayda var. 

9) Ebeveynler olarak çocuğunuzu başarılı ya da başarısız yönleriyle iyi tanımaya çalışın. Her insanın farklı konularda farklı yetenekleri vardır. Çocuğunuza yetenekleri ve donanımı doğrultusunda bir başarı kriteri belirleyin ve karne başarısını ya da başarısızlığını bu doğrultuda değerlendirin.

10) Çocuğunuza her şeyden önce kendisi ve geleceği için çalışıp başarılı olması gerektiği bilincini aşılayın ve iyi bir karne getiren çocuğunuza onu şımartacak tarzda abartılı övgülerde bulunmaktan kaçının ve onlara pahalı ödüller almayın.

11) Karne, çocuğun zekâ seviyesi hakkında yeterli bilgi vermez. Zaten karne çocuğun zekâ seviyesinin göstergesi değildir. Bunu göz önünde bulundurarak çocuğunuzu zekâ seviyeleri açısından gruplandırmaya dahil etmeyin. Başka bir deyişle çocuğunuzu "zekâ seviyesi ileri veya geri" şeklinde tanımlamaktan kesinlikle uzak durun.

Değerli okurlar; kötü karne dünyanın sonu değildir. Yazımızda da vurguladığımız gibi ortada kötü bir karne varsa başarısızlığın nedenlerini tespit edip bir yol haritası çizmeniz oldukça isabetli bir karar olacaktır. Unutmayın ki karne önemlidir ancak çocuğunuzun ruh sağlığından daha önemli değildir. Çocuğunuzun gelişimsel özelliklerini ve ruhsal durumunu göz önünde tutarak iş birliği içerisinde karne sürecini sancısız bir şekilde atlatmak aslında sizin elinizde. Karne, çocuğunuzun zekâ seviyesini ortaya çıkaran bir belge değil, akademik başarının derecesini ortaya çıkaran bir belgedir. Bunu göz önünde tutup buna göre sağlıklı değerlendirmeler yapmakta büyük bir fayda görüyoruz.

Değerli okurlarımız, bu yazımızda "karne başarısı", "karne başarısızlığı" ve "karne alan çocuğa nasıl davranılmalı?" konuları üzerinde durduk. Herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler...

28 Mayıs 2019 Salı

Liselere Yeni Sistemle Birlikte Gelen Değişiklikler



Her şeyin hızla değiştiği dünyada çeşitli yenilikler yapmak kaçınılmaz bir durum. Bilimsel, teknolojik, toplumsal ve konu alanlarında yaşanan yeni gelişmeler bizleri eğitimde çeşitli yenilikler yapmaya mecbur kılıyor. Gerek bilim ve teknoloji alanlarında yaşanan yeni gelişmeler, gerek eğitimde verimliliğinin en üst düzeye taşınmak istenmesi nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı tarafından lise öğrenimine çeşitli yenilikler getirildi. Bu yazımızda liselere yeni sistemle birlikte gelen değişiklikleri ele alacağız.

Yeni sistemle birlikte gelen değişiklikler:

1) Ders sayısı azalıyor. Eğitim-öğretim sürecinde öğrencilerin öğrendiklerini içselleştirmesi oldukça önemli. Bu amaçla lise öğreniminde ders sayısının azalmasına karar verildi. Ders sayısının azalmasıyla öğrencilerin omuzlarındaki yükün hafifletilmesi amaçlanıyor.

2) Liselere kariyer ofisleri geliyor. Kariyer ofislerinin amacı sanıyoruz ki öğrencilerin yeteneklerini ve neye yatkın olduklarını tespit etmek ve onlara ilgileri ve yetenekleri doğrultusunda rehberlik etmek. Onların gelecekleri hakkında planlamalar yapmak. Nice yetenekli öğrenci yeterli rehberlik hizmeti göremediği için bu eğitim sistemi içinde yitip gitti. Umuyoruz ki kariyer ofisleri verimli ve etkili bir şekilde kullanılır ve öğrenciler ilgilerine ve yeteneklerine göre doğru bir şekilde yönlendirilir.

3) 12. sınıflarda ders saatleri azaltılacak ve destek çalışmaları gelecek. Yani başka bir deyişle 12. sınıf üniversiteye hazırlık sınıfı olacak.

4) Her öğrenci üniversitedeki gibi kendi istediği dersleri seçebilecek.

5) Bilindiği üzere ülkemizde yaparak yaşayarak öğrenmenin çok önemli bir yer tuttuğu yapılandırmacı anlayışla eğitim-öğretim faaliyetleri yürütülmekte. Eğitim sistemimizde yapılandırmacı anlayışın tam anlamıyla uygulanıp uygulanamadığı da tartışmalı bir konu. Yeni sistemle birlikte yaparak-yaşayarak (uygulayarak) öğrenmenin ağırlık kazanması hedefleniyor.

6) 12. sınıfta ilginç, yenilikçi derslerin programda yer alması bekleniyor.

7) Liselere gelen yeni sistemle birlikte öğrencinin her alandan ders alabilmesi hedefleniyor. Bu amaca yönelik olarak dengeli bir ders çizelgesi oluşturulacak.

8) Yapılan değişikliklerle birlikte proje sunumlarının, portfolyo hazırlıklarının olduğu yaşam becerileri etkinliklerinin ağırlık kazanması hedefleniyor.

9) Bilgi Kuramı zorunlu ders haline gelecek. Peki nedir bilgi kuramı dersi?

Bilgi kuramı terimi, bilginin ne olduğunu, bilgi olgusunun nasıl gerçekleştiğini inceleyen, bilginin özünü, kaynaklarını ve sınırını ele alan bir terim.

Bilgi Kuramı dersi, öğretmenlere ve öğrencilere bilmenin çeşitli yolları ve bilgi alanları hakkında eleştirel bir biçimde düşündürme fırsatı sunacak. Yani öğretmenler ve öğrenciler bu derste bilimin ve felsefenin ışığında bilgi olgusunu, bilginin özünü ve kaynaklarını ele alacak ve bu konular hakkında derinlemesine düşünme fırsatı bulacak.

Bu arada maddeler halinde sıraladığımız bu yeniliklerin 2020-2021 eğitim-öğretim yılından başlayarak lise programında yer alması bekleniyor.

Peki, bu yenilikler kulağa çok hoş geliyor ama biz bu yenilikleri hayata geçirebilecek miyiz? Bu yenilikleri hayata geçirebilmek için neler yapmalıyız?

Lise öğrenimindeki bu değişikliklerin sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesi öğretmenlerimizin niteliklerine bağlı. Bilindiği üzere eğitimin ana aktörü öğretmenlerimizdir. Onları güçlendirmedikçe bu sistemi hayata geçirmemiz zor. Hizmet içi eğitimlerle öğretmenlerimizi süratle bu sürece adapte etmeliyiz.

Bu husustaki ikinci konu da öğretmenler arasındaki ayrım konusu. Öğretmenler arasındaki ücretli, sözleşmeli, kadrolu ayrımı ortadan kaldırılmalı. Aksi takdirde ne değişiklik yaparsak yapalım verim elde edemeyiz.

Değerli okurlar, her şeyin hızla değiştiği günümüz dünyasında eğitim sistemimizi de değişen şartlara ve çağımızın gereklerine uygun bir şekilde yapılandırmamız ve geliştirmemiz gerek. Bu yapılandırma ve geliştirme sürecinde sadece yetkililere değil toplumun bütün paydaşlarına görev düşmekte.

Yazımıza son verirken bir de matematik dersinin seçmeli ders olacağı iddiasına değinelim. Bu iddia Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve MEB yetkilileri tarafından kesin bir dille yalanlandı. Yani bu iddia doğru değil. Bir lise öğrencisi matematik dersi almadan bir üst sınıfa geçemeyecek. Her öğrenci matematik dersini almak zorunda.

Değerli okurlarımız, bu yazımızda liselere yeni sistemle birlikte gelen değişiklikler konusunu ele aldık. Herkese, mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler...

26 Nisan 2019 Cuma

Kitap Okumanın Faydaları

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/white-ceramic-teacup-with-saucer-near-two-books-above-gray-floral-textile-904616/

Merhaba değerli okurlarımız. Bugünkü yazımızda sizlere kitap okumanın faydalarından bahsedeceğiz. Sözü fazla uzatmadan hemen kitap okumanın faydalarını maddeler halinde anlatalım:

1) Kitap okudukça söz varlığımız genişler. Söz varlığı geniş olan bir insan ise duygu ve düşüncelerini etkili bir şekilde anlatma imkanı bulur.

2) Düzenli bir şekilde kitap okuyan bir insanın anlama kabiliyeti artar.

3) Muhakeme gücümüz artar. Olaylar ve durumlar karşısında daha rahat akıl yürütme imkanı buluruz.

4) Konuşma ve yazma becerimiz gelişir. Duygularımızı, düşüncelerimizi daha güzel ve etkileyici ifadelerle anlatarak karşımızdaki insanları etkileyebiliriz.

5) Hayata, olaylara ve durumlara karşı bakış açımız değişir; tek bir bakış açısından kurtulur ve farklı bakış açıları kazanırız.

6) Roman ve öykü gibi türleri düzenli bir şekilde okuyan bir insanın hayal gücü gelişir. İnsan hayal aleminin derinliklerine dalar.

7) Düzenli olarak kitap okuyan insan zamanla eleştirel düşünme alışkanlığına sahip olur. Eleştirel düşünen insan da bilgilerin doğruluğunu, yanlışlığını ve tarafsızlığını rahatlıkla tespit eder.

8) Kitap okuyarak farklı yaşam biçimlerini ve kültürleri tanıma fırsatını buluruz.

9)  Kitap okumak ufkumuzu genişletir, zihnimizi açar. Bilgimiz, birikimimiz ve kültürümüz artar.

10) Roman ve öykü okuyan bir insan kendisini roman ve öykü kahramanlarının yerine koyarak empati yeteneği de kazanabilir.

11) Okumak insana özgüven de kazandırır.

12) Okuyan insan duyarlılık kazanır. Dünyada ve ülkemizde meydana gelen olaylara karşı duyarlılık kazanırız.

13) Kişinin analiz gücü artar. Analitik düşünme yeteneği kazanarak olayları ve durumları incelemede ve değerlendirmede ustalık kazanırız.

14) Okumak insana bambaşka dünyaların kapısını açar. Bilgi, kültür ve hayal dolu bir dünyada kendimize yer buluruz.

15) İnsanı düşünmeye, öğrenmeye ve araştırmaya sevk eder. Aynı zamanda insana merak duygusunu da aşılar. 

16) Dürüstlük, sevgi, merhamet, hoşgörü gibi insanî değerleri ele alan kitapları okuyan insan bu değerleri içselleştirir ve bu değerlere günlük hayatında yer verir. 

17) Daha önce de söylediğimiz gibi okudukça ufku genişleyen insanın üretkenliği de artar. Düzenli olarak okuyan insan okuduklarından yola çıkarak yeni eserler meydana getirir.

18) Okumanın insanı psikolojik açıdan rahatlattığı da bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış durumda. 

Özetle, okuyan insan, yaşadığı dünyaya sığmaz, bambaşka dünyalara adım atar. Düzenli olarak okuyan insan zaman geçtikçe görecek ki hayatında gözle görülür değişiklikler olur ve bu değişikliğin etkisiyle faydalı işler yapmaya başlar. Bu yazımızda kitap okumanın faydalarından bahsettik. Başka yazımızda görüşmek üzere...





22 Nisan 2019 Pazartesi

Eğitim-Öğretim Sürecinde Plan Yapmanın Faydaları

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/woman-illustrating-albert-einstein-formula-714698/

Merhaba değerli okurlarımız. Sizlere bugünkü yazımızda eğitim-öğretim sürecinde plan yapmanın önemini ve faydalarını anlatacağız. Yazımıza öğretim programının tanımıyla başlayalım:

Öğretim programı, eğitim programının içinde yer alıp, okulda okutulan derslerden oluşan ve bu derslerdeki faaliyetlerle sınırlı kalan programdır. Öğretim planları hazırlanırken öğretim programları dikkate alınır ve çıkış noktası olarak öğretim programları kabul edilir.

Öğretim planlarını hazırlayanlar ve uygulayanlar ise öğretmenlerdir. Öğretmenler öğretim planlarını hazırlamadan önce hem öğrencilerini hem de görev yaptığı eğitim bölgesini ve okulunu yakından tanımalıdır. Öğretmenler öğrencilerini ilgi, ihtiyaç ve beklentileri açısından iyi tanımalıdır. Bütün bu incelemelerden sonra öğretmen eğitim ihtiyaçlarını belirleyerek öğretim planlarını hazırlamalıdır.

Plan yapma hem eğitsel hem de yasal yönden gereklidir. İsterseniz şimdi eğitim-öğretim sürecinde plan yapmanın faydalarını maddeler halinde anlatalım:

1) Hem öğretmenleri hem de öğrencileri dağınıklıktan kurtarır ve düzenli olmaya sevk eder.

2) Öğretmenlerin derslere hazırlıklı bir şekilde girmesini sağlar ve böylece eğitim-öğretim faaliyetleri bilinçli ve düzenli olarak sürdürülür.

3) Öğretim planları, eğitim-öğretim sürecinde verimi artırır.

4) Öğretim programının hedef süre içinde yani zamanında tamamlanmasına katkı sağlar.

5) Öğretim planları hangi konunun ne zaman ve nasıl işleneceğini gösteren planlardır. Öğretmenin hangi konuyu ne zaman ve nasıl işleyeceğini bilmesi onun telaşa düşmesini engeller ve özgüvenini artırır.

6) Teorilerin pratiğe dönüşmesinde öğretim planlarının büyük rolü vardır.

7) Öğretim planlarının öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve beklentilerine göre hazırlanması gerektiğini yukarıda söylemiştik. Bu kriterin dikkate alınmasıyla oluşturulan bir öğretim planı öğrencilerin ilgi ve kabiliyetlerine uygun olarak eğitilmesine katkıda bulunur.

8) Eğitim-öğretim sürecinin sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesini sağlayan öğretim planları etkili bir sınıf yönetiminin oluşturulmasına da katkı sağlar.

9) Titizlikle hazırlanmış bir öğretim planında içerikler mantıksal bir sırada sunulur. Bu da etkili ve verimli bir öğrenme sürecinin oluşmasını sağlar.

10) Görev yapılan eğitim bölgesinin ve okulun olanaklarına, öğrencilerin özelliklerine en uygun öğretim yöntem ve tekniklerinin belirlenmesine katkı sağlar. Ayrıca öğretim materyallerinin seçimini de kolaylaştırır.

Eğitim-öğretim sürecinin verimini artıran öğretim planları eğitim sisteminin vazgeçilmez ögeleridir. Her işte olduğu gibi eğitim-öğretim sürecinde de planlı ve programlı hareket etmek bizleri başarıya götürür.

Bu yazımızda eğitim-öğretim sürecinde plan yapmanın önemini ve faydalarını anlattık. Bir başka yazımızda görüşmek üzere...


12 Nisan 2019 Cuma

Edebi Eser Nedir? Edebi Eserin Tanımı ve Özellikleri




Merhaba değerli okurlar. Edebiyat konulu paylaşımlarımıza devam ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde sitemizde "Edebiyat Nedir? Edebiyatın Tanımı" konusuna yer vermiştik. O yazımızı okumadıysanız buradan okuyabilirsiniz. Bugün ise sitemizde "Edebi Eser Nedir? Edebi Eserin Tanımı ve Özellikleri" konusuna yer vereceğiz.

Yukarıda sözünü ettiğimiz yazıda edebiyatın tanımını şöyle yapmıştık: "Edebiyat, duygu ve düşüncelerin okuyanlar üzerinde estetik bir etki ve heyecan uyandıracak tarzda güzel, etkileyici ve sanatlı sözler eşliğinde dışa vurulması veya dile getirilmesidir. İşte bu tanıma uygun bir şekilde oluşturulan eserlere biz edebi eser adını veriyoruz.

Edebi eserlerde kullanılan dil günlük hayatta kullandığımız sıradan dil gibi değildir. Edebi eserlerin kendisine özgü bir dili vardır. Sanatçı -şiir olsun, roman olsun, öykü olsun- eserini kaleme alırken günlük hayatta kullandığımız kelimeleri kullanır ancak bu kelimelere bambaşka ve özel anlamlar yükleyerek özel bir dil meydana getirir. Böylece edebi eserin dili günlük hayatta kullandığımız dilden daha farklı bir yapıya sahip olur.

Kaleme alındıkları dilden beslenen edebi eserler, oluşturuldukları dillerin seçkin örnekleridir. Oluşturuldukları dilin olanaklarını sonuna kadar kullanırlar ve o dilin gelişip zenginleşmesine de katkıda bulunurlar.

Edebi eserler, içerisinde duyguyu, heyecanı ve estetik unsurları barındırır. Bu nedenle bu eserlerde kullanılan dil farklı bir özellik gösterir. Bilimsel ve öğretici metinlerde kullanılan dil açık ve anlaşılır bir özellik gösterirken, edebi eserlerde ise böyle bir zorunluluk yoktur. Çünkü bu tür metinlerde sanatçının amacı okurlara bir şeyler öğretmek değil, onlara farklı duyguları ve yaşantıları hissettirmektir. Okurlara farklı duyguları ve yaşantıları hissettirmek isteyen sanatçı ise bu metinlerin ruhuna uygun olarak özel bir dil kullanmayı tercih eder.

Edebi eserlerin temelinde yatan en önemli özellik ise onların sanatçının hayal gücüne dayalı olarak oluşturulmalarıdır. Bu nedenle bu metinlerin dünyasının kurmaca bir dünya olduğunu da söyleyebiliriz. Kurmaca dünyadan kastımız ise sanatçının hayal gücüne bağlı olarak oluşturduğu kurgusallıktır. Yani bu eserlerin temelinde kurgusallık yatar.

Değerli okurlar, sizlere bu yazımızda edebi eser ile ilgili bilgiler vermeye çalıştık. Bir başka yazımızda görüşmek üzere.

Not: Bu makalenin yazımında Mustafa Ayyıldız ve Hamdi Birgören'in Akçağ Yayınları'ndan çıkmış olan "Edebiyat Bilgi ve Kuramları" adlı eserinden yararlanılmıştır.


9 Nisan 2019 Salı

Edebiyat Nedir? Edebiyatın Tanımı

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/book-book-pages-bookcase-browse-415071/


Merhaba değerli okurlar. Sitemizde eğitimle ilgili içeriklere yer verdiğimiz gibi edebiyatla ilgili içeriklere de yer vermek istedik. Biz de bu kapsamda bu konuyla ilgili bir giriş yapmak istedik ve bugün "Edebiyat Nedir? Edebiyatın Tanımı" konusunu işlemeye karar verdik. İsterseniz hemen başlayalım:

İnsan düşünen bir varlıktır, aynı zamanda duygusaldır da. Bunun gereği olarak insan duygu ve düşüncelerini söz veya yazıyla dışa vurmak ister. İşte tam bu noktada "edebiyat" devreye girer. Edebiyat, insanın duygu ve düşüncelerini dile getirmede önemli bir işleve sahiptir. Biz edebiyatın tanımına geçmeden önce sanat kavramına değinmenin daha doğru olacağını düşünüyoruz ve sanatın ne demek olduğunu açıklamak istiyoruz.

Sizlere "Sanat Nedir?" diye bir soru yöneltsek nasıl cevap verirsiniz? Eminiz ki birbirinden farklı tanımlar ortaya çıkar. Çünkü sanatın nesnel bir tanımı yoktur; sanat özneldir. Ancak biz sanat için şöyle basit bir tanım yapmak istedik: Sanat, duyguların ve düşüncelerin kimi zaman mimari, resim vb. yollarla kimi zaman da güzel sözlerle dışa vurulmasıdır. Bu yazıda biz edebiyatın tanımını ele aldığımız için burada vurgulamak istediğimiz anahtar kelime grubu "güzel sözler".

Sanat eserlerinin insanlar üzerinde büyük etkisi olduğu yadsınamaz bir gerçek. Biz güzel sözleri de sanatın içine dahil ettiğimiz için güzel sözlerin de insanlar üzerinde çok etkili olduğunu söyleyebiliriz. Edebiyat, güzel söz söyleme sanatıdır. Buradan yola çıkarak edebiyatı güzel sanatlar içerisinde ele alabilir ve şu tanımı da yapabiliriz:

Edebiyat, duygu ve düşüncelerin okuyanlar üzerinde estetik bir etki ve heyecan uyandıracak tarzda güzel, etkileyici ve sanatlı sözler eşliğinde dışa vurulması veya dile getirilmesidir.

Edebiyat malzeme olarak dili kullanır. Kendisine malzeme olarak dili seçen edebiyat, kitleleri peşinden koşturan mükemmel bir disiplindir. Ancak bu mükemmel disiplin içerisinde insanları etkilemekten uzak, özgün olmayan, sıradan kötü örnekler de vardır. Ancak bu konu başka bir yazının konusu olup burada bu konuya değinmeyeceğiz.

Dilimizde "edebiyat" kelimesi terim olarak da kullanılmıştır. Bu konuyla ilgili Mustafa Ayyıldız ve Hamdi Birgören'in "Edebiyat Bilgi ve Kuramları" adlı eserindeki şu ifadelere kulak verelim:

"Dilimizde edebiyat kelimesinin terim olarak kullanılmasına Tanzimat döneminde başlanmıştır. Daha önce edebiyat yerine ilm-i edeb, sanayi-i nefise, fünun-ı bedia, şiir ve inşa gibi terimler kullanılmaktadır. Daha sonra Fransızcadaki "literatüre" karşılığı kullanılmaya başlanan edebiyat kelimesinin bugün anlamı genişlemiş ve yeni terimler oluşturulmuştur. (...)"

Bazı edebiyat araştırmacıları edebiyatın tanımını yaparken kök anlamıyla bağlantı kurmuşlar ve bu kavramı "edeb" köküyle açıklamaya çalışmışlardır. Bu edebiyat araştırmacıları "edeb" kökünden gelen edebiyatın terbiye, edep, iyi ahlak, güzel huy ve zarif davranışların gelişmesine yardım etmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Bu yazımızda "Edebiyat Nedir? Edebiyatın Tanımı" konusunu ele aldık ve son olarak bu konuyu burada bitirirken bir de Kaya Bilgegil'in ifadeleriyle bu konuya son noktayı koyalım:

"Kaya Bilgegil'in ifadesiyle bugün edebiyat kelimesi şu anlamlarda kullanılmaktadır: Ahlaki bir mana, dile ait ilimler, güzel yazma sanatı ve onun eğitimi, edebi yazılar, bir mevzu ile ilgili neşriyat ve lüzumsuz yere sözü uzatmak."

NOT: Bu makalenin yazımında Mustafa Ayyıldız ve Hamdi Birgören'in Akçağ Yayınları'ndan çıkmış olan "Edebiyat Bilgi ve Kuramları" adlı eserinden yararlanılmıştır.




7 Nisan 2019 Pazar

Eğitim Programının Faydaları

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/composition-creativity-desk-education-207756/

Merhaba değerli okurlarımız. Geçen yazımızda iyi bir eğitim programının özelliklerinden söz etmiştik. Eğer okumadıysanız o yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. Bugünkü yazımızda ise eğitim programının faydaları konusunu ele alacağız. İsterseniz vakit kaybetmeden eğitim programının faydalarını maddeler halinde anlatalım:

1) Eğitim programı yönlendiricidir. Eğitim-öğretim faaliyetlerine yön verir. Eğitim-öğretim sürecinin bilinçli ve planlı bir şekilde ilerlemesine katkı sağlar.

2) Eğitim-öğretim sürecinin verimini artırır. Eğitim programı sayesinde öğreticiler hangi konunun ne zaman, nasıl ve hangi araç-gereçlerle işleneceğini bildiği için eğitim-öğretim sürecini kargaşaya yer vermeden planlı, düzenli ve bilinçli olarak yönetme imkanı bulurlar.

3) Öğretmenlere rehberlik eder. Onlara neyi, nasıl yapacakları konusunda yol gösterir.

4) Eğitim programı eğitim-öğretim etkinliklerinin düzenlenmesinde eşgüdüm sağlar. Eşgüdümün sağlanması ortak amaçlara ulaşmada çok önemlidir. Eşgüdüm aynı eğitim basamağında bulunan kurumlarda eğitim-öğretim etkinliklerinin aynı amaç ve kazanımlara yönelik düzenlenmesini ifade eder. Başka bir deyişle A okulunda başka amaç ve kazanımlara yönelik B okulunda ise başka amaç ve kazanımlara yönelik etkinlikler düzenlenmez. Tüm okullarda etkinlikler aynı amaç ve kazanımlara yönelik düzenlenir.

5) Bilimsel temellere oturtularak hazırlanmış ve bilimsel özellikleri bünyesinde barındıran bir eğitim programı hem uygulayıcılara hem de öğrencilere bilimsel düşünme tutumunu kazandırır.

Özetle eğitim programı, eğitim-öğretim faaliyetlerine yön veren, eğitim-öğretim sürecinin verimini artıran, öğretmenlere -özellikle göreve yeni başlayanlara- rehberlik eden, etkinliklerin düzenlenmesinde eşgüdüm sağlayan, uygulayıcılara ve öğrencilere bilimsel düşünme tutumu kazandıran bir disiplindir. Yazımızı bitirmeden önce eğitim programının fayda sağlamasının ön şartının çağın gereklerine uygun olarak düzenlenmesinden geçtiğini sözlerimize eklemek zorundayız.

Bu yazımızda eğitim programının faydalarını ele aldık. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere...

5 Nisan 2019 Cuma

İyi Bir Eğitim Programının Özellikleri Nelerdir?

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/abc-books-chalk-chalkboard-265076/



Merhaba değerli okurlarımız. Bugünkü konumuz iyi bir eğitim programının özellikleri.

Bir ülkede bireylere verimli ve kaliteli eğitimin verilebilmesi için çağın gereklerine uygun bir eğitim programına ihtiyaç vardır. Bu noktada şu soru aklımıza gelir: İyi bir eğitim programının özellikleri nelerdir? İsterseniz maddeler halinde iyi bir eğitim programının özelliklerini sıralayalım:

1) Kesinlikle Türk Milli Eğitim Kanununa uygun olmalıdır.

2) Eğitim programı işlevsel olmalıdır. Bir eğitim programının işlevsel olması demek, eğitim programı yoluyla öğrencilere verilen bilgilerin öğrencilerin işine yaraması, beklenti ve ihtiyaçlara cevap verebilmesi anlamına gelir. Yani başka bir deyişle verilen bilgiler gerçek yaşamla ilişkili olmalıdır.

3) İyi bir eğitim programı esnek olmalıdır. Esneklik; eğitim bölgesinin ve okulun şartlarına göre eğitim programının özünü değiştirmeden düzenleme yapabilmeyi ifade eder. Bu bağlamda içinde bulunulan şartlara göre bazı ünite veya konuların işlenmesi ileri bir tarihe ertelenebilir, yeni ünite ve konular programa eklenebilir. Derslerin işleniş sürecinde kullanılan araç-gereçler farklılaştırılabilir. Bu konuyu birkaç örnekle açıklayalım:

-Doğu Anadolu Bölgesi'nde görev yapan bir beden eğitimi öğretmeni kış aylarında dışarıda işlemesi gereken bir ünitenin işlenmesini ağır kış şartları nedeniyle bahar aylarına erteleyebilir. Yani başka bir deyişle ünitelerin işleniş sırasını değiştirebilir.

-Bir köy okulunda teknolojik araç-gereçlerle işlenmesi gereken bir derste, dersin öğretmeni bu teknolojik araç-gereçlerin temininde zorlandığı takdirde bu dersi amaç ve kazanımlara uygun olarak farklı araç-gereçlerle işleyebilir.

Esneklikte akıldan çıkarılmaması gereken nokta yapılacak değişiklik ve düzenlemelerin söz konusu eğitim programının özünü değiştirecek nitelikte olmaması gerektiğidir. Eğitim bölgesinin ve okulun şartlarına göre değişiklikler ve düzenlemeler yapılabilir ancak eğitim programının özünü ve ruhunu değiştirmemek oldukça önem arz eder.

4) İyi bir eğitim programı çerçeve program özelliğini gösterir. Çerçeve program; ünitelerin ve konuların genel hatlarıyla biçimlendirilmesini ifade eder. Başka bir deyişle ünitelerin ana hatlarını belirleyen, fazla ayrıntıya inmeyen programdır.

5) Bilimsellik, iyi bir eğitim programında olması gereken en önemli özelliklerden birisidir. Eğitim programı çağın ihtiyaçlarına uygun bilimsel ve teknolojik donanıma sahip olmalıdır. Eğitim programına bilimsel düşünce hakim olmalı ve program bu özelliğe göre yapılandırılmalıdır.

6)Eğitim programı, programı uygulayacak olanlara neyi nasıl yapacakları konusunda rehber olmalıdır, onlara yol göstermelidir.

7) Her toplumun kendine özgü bir kültürü ve değerler sistemi vardır. İyi bir eğitim programı toplumsal değerlere uygun olmalıdır. Bilindiği üzere eğitim bir kültür ve değer taşıyıcısı olan bir bilimdir. Eğitim programının da söz konusu toplumun kültürünü ve değerlerini gelecek nesillere aktarma görevi vardır.

8) Genellik ve değişmezlik de eğitim programının özellikleri arasındadır. Belirli gün ve haftalar ve milli bayramlar programda değişmez unsurlardır. Örneğin; Kütüphaneler Haftasında ülkenin tüm okullarında kütüphaneler ve kitaplarla ilgili etkinlikler yapılır.

9) Eğitim programı işlevsel, esnek ve bilimsel olmasının yanı sıra ekonomiye de uygun olmalıdır. Ekonomik gerçeklere göre yapılandırılmayan eğitim programlarından verim alınamaz.

10) Eğitim programı, işlevsellik, esneklik ve ekonomiye uygunluk özelliklerine bağlı olarak uygulanabilir olmalıdır. Uygulanabilir özellikler göstermeyen eğitim programlarından etkili ve verimli sonuçlar elde edilemez.

Eğitim-öğretim sürecinden etkili ve verimli sonuçlar elde edebilmemiz için eğitim programının Türk Milli Eğitim Kanununa uygun olması, işlevsel ve esnek olması, çerçeve program özelliğini taşıması, bilimsel özelliklere sahip olması, uygulayıcılara rehber olması, toplumsal değerlere uygun özellikler göstermesi, genel ve değişmez olması, ekonomiye uygun olması ve uygulanabilir olması gereklidir. Bir eğitim programında bu özelliklerden bir veya birkaçının eksik olması o eğitim programının etkililiğini ve verimliliğini düşürür.

Değerli okurlar, bu yazımızda iyi bir eğitim programının özelliklerinden bahsettik. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere...

NOT: Bu makalenin yazımında Pegem KPSS Program Geliştirme kitabından faydalanılmıştır. 

24 Ocak 2019 Perşembe

Eğitim Programı Ögeleri


Merhaba arkadaşlar. Bu yazımda sizlere eğitim programı ögeleri hakkında bilgi vermek istiyorum. İsterseniz başlayalım: 

Eğitim programı ögeleri dört başlıktan oluşur. Bunlar; 

-Hedef
-İçerik
-Eğitim Durumları
-Değerlendirme 


Şimdi bu ögeleri tek tek açıklayalım: 

1) Hedef: -"Bireyleri niçin eğitiyoruz?" sorusuna yanıt aranır. 
-Bu program ögesi boyutunda önemli olan bireylere kazandırılacak bilgi, beceri, tutum ve alışkanlıklardır. 
-Bu bilgi, beceri, tutum ve alışkanlıkların çok iyi belirlenmesi gerekir. 
-Hedefler en önemli öge olarak tanımlanır. Çünkü diğer program ögeleri hedeflere göre şekillendirilir. Yani biz eğitim programını bir bina olarak düşünürsek hedefleri binanın temeli olarak düşünmeliyiz. Binanın temeli sağlam olmazsa bina yıkılır. O nedenle hedeflerin çok iyi belirlenmesi gerekir. 

2) İçerik: - Bu program ögesi boyutunda "Bireylere ne öğretelim?" sorusuna yanıt aranır. 
-Öğretilecek üniteleri, öğrenme alanlarını ve temaları kapsayan boyuttur. 

3) Eğitim Durumları: - Bu boyutta ise "Bireylere üniteleri, temaları, konuları nasıl öğretelim?" sorusuna yanıt aranır. Başka bir deyişle "Dersleri nasıl işleyelim?" sorusuna yanıt aranır. 
-Öğrenmeyi sağlama amaçlı yöntem-teknik, araç-gereç vb. değişkenleri içerisinde barındıran program ögesi boyutudur. 
- Bu program ögesi boyutunda ünite, tema ve konuların öğretiminde çeşitli yöntem-tekniklerden ve çeşitli araç gereçlerden yararlanılır. 

4) Değerlendirme: - "Bireylere ne kadar öğrettik?" sorusuna yanıt aranır. 
- Bu program ögesi boyutunda hedeflere ne derece ulaşıldığının tespiti yapılır. 
-Değerlendirme sürecini programın ve eğitim-öğretim sürecinin dönüt aşaması olarak adlandırabiliriz. 

Değerli okurlar; bugünkü konumuzu burada bitiriyorum. Sonraki yazımda ise "İyi Bir Eğitim Programının Özellikleri"nden bahsedeceğim. Herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler...


23 Ocak 2019 Çarşamba

Öğretmen Adayları 40 Bin Atama Müjdesi Bekliyor


Öğretmen adayları Şubat ayında 40 bin atama müjdesi bekliyor. 

Yaklaşık 400 bin atanamayan öğretmen Şubat ayında 40 bin atama müjdesini büyük bir heyecanla bekliyor. Onlar; 

-Zihinsel, ruhsal ve ahlaki yönden gelişmiş, 
-Dil bilinci ve milli şuuru gelişmiş,
- Bilimsel düşünme tutumuna sahip ve demokratik tutumu benimsemiş

bireyler yetiştirmek için bir an önce göreve başlamak istiyorlar. Cehaletin en büyük düşmanı, karanlıkları aydınlıklara çevirecek olan eğitim neferlerinin sesine kulak verelim. Onlar haklarını kazanmak için çaba gösteriyorlar, mücadele ediyorlar. Onların hayali atanarak vatanımıza ve milletimize yararlı olan bireyler yetiştirmek, cehalet meşalesini söndürerek bilginin, bilimin ve kültürün meşalesini yakmaktır.Biz de onların haklı ve kararlı mücadelesine sessiz kalmayalım ve onlara destek olalım. 

Yaklaşık 135-140 bin öğretmen açığının bulunduğu ülkemizde 40 bin öğretmen atamasının yapılması şarttır. Okullar öğretmensiz, öğrencilerimiz ışıksız kalmasın. Yıllardır öğretmen olabilmek için her türlü fedakarlığı yapan, her türlü cefayı çeken eğitim neferlerimiz görevlerine kavuşsunlar. Yetkililerden tek bir isteğimiz var: "Bakan" olmasınlar sorunları "gören" ve "çözen" olsunlar. 

18 Ocak 2019 Cuma

Eğitim Olumlu Davranışlar Kazandırma Sürecidir


Merhaba arkadaşlar. "Eğitim Nedir?" adlı yazımda eğitimin tanımını yapmıştım. Eğer okumadıysanız o yazıma buradan ulaşabilirsiniz. Bu yazımda ise eğitimin tanımında yer alan "bireyin davranışlarında istendik yönde değişiklik meydana getirme" meselesinden bahsetmek istiyorum. 

"İstendik yönde değişiklik" -yani biz bunu istendik davranışlar olarak da adlandırabiliriz- başka bir deyişle istendik davranışlar dediğimizde aklımıza olumlu davranışlar gelmelidir. Yani aklımıza gelebilecek her türlü olumlu davranış kapsam içerisinde düşünülebilir. Eminim ki aklınızda bir çerçeve oluşmuştur. Bu çerçeveyi oluşturduktan sonra sizler de istendik davranışlar konusunda bir liste oluşturabilirsiniz. Hatta bu istendik davranışlar konusunda bir kitap bile yazılabilir. Ancak ben bu yazımda konuya yüzeysel açıdan bakmak istiyorum. 

Peki nedir bu istendik davranışlar ya da ne olmalıdır? Bu sorunun cevabını arayalım: 

1) Benim için en önemlisi öğrencileri insanî değerler açısından iyi bir şekilde yetiştirebilmektir. Onlara imkanlarımız doğrultusunda iyi bir şekilde değerler eğitimi vermemiz gerekli. Bu konuyla ilgili yazıma buradan ulaşabilirsiniz. Yani birinci istendik davranış öğrencilerin hoşgörü, sevgi, merhamet, dürüstlük vb. insanî değerlere sahip olması. 

2) Bireyin günlük yaşamını kolaylaştıracak bilgi ve becerilere sahip olması,

3) Bireyin dil bilinci kazanması, 

4) Bireyin milli şuur kazanması, 

5) Öğrencilerin demokratik tutumu benimsemesi, 

6) Öğrencilerin bilimsel düşünme tutumunu benimsemesi, 

7) Öğrencilerin insan hakları konusunda bilinçli olması ve insan haklarına saygılı olması, 

8) Öğrencilerin haklarımız ve sorumluluklarımız konusunda bilinçli olması

9) Öğrencilerin eleştirel düşünme alışkanlığını kazanmış olması,

10) Öğrencilerin teknolojik gelişmeleri yakından takip etmesi ve bilgi teknolojisini etkili bir şekilde kullanabilmesi. 

Değerli okurlar; yazımın başında da söylediğim gibi "istendik davranışlar" dediğimizde aklımıza "her türlü olumlu davranış" gelecek. Ben böyle 10 maddelik kısa bir liste oluşturdum. Bu maddeleri ilerleyen günlerde sitemde detaylı bir şekilde ele almayı düşündüğümden konuya yüzeysel olarak baktım. Aslında derine indiğimizde bu maddeleri çoğaltmamız mümkün. 

Bugün anlatacaklarım bu kadar. Bir başka yazımda görüşmek üzere. Sevgiler ve saygılar...



5 Ocak 2019 Cumartesi

Nerede Hata Yapıyoruz?


Eğitimin klasik bir tanımı vardır. "Bireyin davranışlarında kasıtlı olarak istendik yönde değişiklikler meydana getirme süreci" diye klasik bir tanım yaparız eğitim için. Peki biz bu "istendik" yani "olumlu" davranışları çocuklarımıza, gençlerimize yeterince kazandırabiliyor muyuz? Bir de "Eğitimin amacı nedir?" diye sorsak şu maddeleri sıralarız sanırım:

-Bireyin yaşadığı topluma ve çağa ayak uydurabilmesini sağlama
-Bireyi bilgi ve becerilerle donatma
-Bireyi teknolojiyle tanıştırma ve bireyin bilgi teknolojilerini etkili bir şekilde kullanmasını sağlama 
-Dilimizi doğru kullanabilme 

vs. gibi maddeleri sıralayabiliriz ve bunları da çoğaltabiliriz. Peki biz gençlerimizi, çocuklarımızı değerler eğitimi açısından yeterince iyi yetiştirebiliyor muyuz? Ben bu soruyu sadece biz öğretmenlere sormuyorum. Toplumun her kesimine soruyorum. Mesela aileler... Çok klasik bir ifade olacak ama yine de söylemek istiyorum: Eğitim öncelikle evde yani ailede başlar. Aileler, değerler eğitimi dediğimiz ve değerler eğitiminin içerisinde yer alan hoşgörü, merhamet, sevgi, dürüstlük, sadakat, yardımlaşma, büyüklere saygı vb. insani değerleri küçük yaşlardan itibaren çocuklarına aşılayabiliyorlar mı? Biz eğitimciler okulda değerler eğitimini yeteri kadar verebiliyor muyuz çocuklarımıza? Yoksa onları akademik bilgilere mi boğuyoruz? Bunları oturup bir düşünmemiz lazım. 

Eğitim sistemimiz maalesef çocuklarımızı, gençlerimizi akademik bilgi ve becerilere boğmamızı istiyor. Sınavların çok önemli bir yer tuttuğu bir eğitim sisteminde maalesef bu durum kaçınılmaz oluyor. Haliyle biz öğretmenler de sistemin gerektirdiği şeyleri uygulamak zorunda kalıyoruz. Ben buradan  tüm meslektaşlarıma seslenmek istiyorum: Elimizden geldiğince öğrencilerimize değerler eğitimini verelim. Neredeyse her gün bu konuya vakit ayıralım. Her ders 10 dakika ayırsak bile kazancımızın büyük olacağını düşünüyorum. Öğrencilerimize önce insan olmayı, insan olmanın gerektirdiği nitelikleri öğretelim. 

Ailelere gelince... Sevgili aileler; özgüven ile kibir arasında çok ince bir çizgi vardır. Eğer o ince çizgi aşılırsa çocuğunuz kibirli, egolu bir insana dönüşür. O nedenle çocuğunuzun olur olmaz her davranışını övmeyin. Onların her isteğini yerine getirmeyin. Eğer sizler sorgusuz sualsiz, kayıtsız şartsız her isteğini yerine getirirseniz onlar da büyüdüklerinde şımarık bir kimliğe bürünürler ve kendilerini dev aynasında görürler. Onları sorumluluk bilincine sahip, sabırlı bireyler olarak yetiştirmeye gayret edin. 

Değerli okurlar; bu yazı bir suçlama yazısı değildir. Bu yazı bir sorgulama ve farkındalık yazısıdır. Toplum olarak sorumluluğumuz büyük. Eğer biz toplum olarak bu konuya gereken önemi vermezsek, üzerimize düşen sorumluluklarımızı yerine getirmezsek gün gelir bir genç kalkar sırf tutanak tuttu diye değerli bir bilim insanının canına kıymaya kalkar. Lütfen toplum olarak futbola verdiğimiz önemi eğitime de verelim. Futbola verdiğimiz önemi eğitime de verirsek ne Finlandiya'yı konuşuruz ne de Japonya'yı konuşuruz. 

Buraya kadar tahammül edip okuduğunuz için çok teşekkür ediyorum. Herkese mutlu ve sağlıklı günler...

Foto Kaynak: https://images.pexels.com/photos/261909/