Kitap Rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2024 Cumartesi

Kitap Rehberi: Grazia Ciavatta - Damdaki Kedi

Çocuklara ve de okuyan herkese hayvan sevgisini aşılayan sımsıcak bir dostluk ilişkisi: Damdaki Kedi.

Grazia Ciavatta'nın Yazdığı “Damdaki Kedi” Adlı Eserin Konusu:

Kaldığı bir çiftlikten hediye olarak küçük bir kıza giden sevimli yavru kedi seyahat ettiği kamyondan düşerek kardeşlerinden ayrılmak zorunda kalır ve kaybolarak bir garajın çatısına sığınır. Sevimli kırmızı kedi yükseklik korkusu nedeniyle çatıdan aşağı inemez ve çatıda zor günler yaşamaya başlar. Açlıkla mücadele eden sevimli küçük kırmızı kedinin imdadına Martina adlı iyi yürekli bir kız yetişir. Martina evinin balkonundan küçük kediye yemek vermeye başlar ve böylece Martina ile sevimli yavru kedi arasında sıcak bir dostluk ilişkisi başlar. Martina’ya ise bu süreçte en yakın arkadaşı Celeste eşlik eder. Martina’nın en yakın arkadaşı Celeste ile küçük kırmızı kedinin ise ortak bir noktası vardır: Yükseklik korkusu... Her ikisi de korkularıyla yüzleşip önlerindeki engelleri aşmaları gerekir.

“Damdaki Kedi” Adlı Eserden Güzel ve Etkileyici Bir Alıntı:

“Neden aşağı atlamıyorsun?” diye bakışlarıyla kediyi cesaretlendirmeye çalışıyordu Martina. “Neden orada kalmakta ısrar ediyorsun? Neden korkuyorsun? Aşağı in, çalıların arasına atla; unutma, korku bir tuzaktır. Biliyor musun, ben de birçok şeyden korkuyorum. Arabalardan, hastalıklardan, atlardan... İnsanlardan da. Çok sevdiğinin birinin ölümü ne kadar acıdır, bilemezsin. Yoksa bilir misin Kırmızı Kedi? Ben şimdi insanları sevmekten korkuyorum: Ya ölürlerse? Bu yüzden fazla arkadaş edinmiyorum, koruyorum kendimi. Acı çekmekten ne kadar çok ürküyorum, bilemezsin.” (Sayfa: 141, 142)

Özellikle 5. ve 6. sınıfa giden öğrencilerimizin severek, bıkmadan okuyacağı güzel bir eser... (Diğer sınıf düzeyleri ve yetişkinlerin de okuması gerektiği kanaatindeyiz.)

Kaynak: Grazia Ciavatta, Damdaki Kedi, Final Kültür Sanat Yayınları



 

 

2 Şubat 2023 Perşembe

Kitap Rehberi: Kemal Sayar - Merhamet


 

Merhamet, insanı insan yapan duygulardan belki de en önemlisi... İnsan ancak ve ancak merhametiyle vardır. Bir yetimin, öksüzün karnını doyurmak, onlara el uzatmak, amansız bir tipinin ortasında çaresizce çırpınan bir kediye, köpeğe kol kanat germek ya da tersi bir durumda çöl sıcaklarında susuzluktan kavrulan bir köpeğe, kediye ya da bir kuşa su vermek merhametin en güzel hâlleridir. Kıyıcılığın, acımasızlığın en üst seviyede olduğu günümüzde merhamete o kadar çok ihtiyacımız var ki...

Merhametin ne denli önemli olduğunu bilen Kemal Sayar, “Merhamet” adlı eserinde merhamet ve rikkatin hüküm sürdüğü, sevginin varlığı ışıklandırdığı bir dünyanın mümkün olduğunu söylüyor.

Kemal Sayar’ın “Merhamet” adlı eseri insanın yüreğine dokunan cümleleriyle eşsiz bir eser... Tam bir baş ucu eseri... Okumanızı ve hayatınızın her anında istifade etmenizi öneriyoruz.

 

Kemal Sayar’ın “Merhamet” Adlı Eserinden Alıntılar

 

-Demek ki, maddi olan manevi olanı satın alamıyor. Demek ki, hayatın özünü maddi olanla değiş tokuş edilemeyen değerler oluşturuyor.

 

-Kadere karşı konulamıyor. Kader tecelli edecek olduğunda, gören gözler görmez oluyor. İnsanın hayatın akışını kontrol edebileceğini sanması, büyük bir safdillik.

 

-Hayat uzun bir yolculukta bir ağacın altında verilen kısa bir mola gibi. Kervan yürüyor. İnsan acıyla olgunlaşıyor.

 

-Kalıcılık yurduna inananlar için ölüm bir vuslattır, düğün gecesidir, can kuşunun kafesinden kurtularak özgürlüğe kanat çırpmasıdır.

 

-O'na aitiz. Hayatı veren, onu alacağı saati belirliyor. Ama yüreğin türlü halleri var. Kuyularda feryat eden bir Yusuf var. Ve o feryadı bir duyan var.

 

-Sesimi uzaklara yazıyorum. Yas ülkesinin bu en soğuk kışında, bir tipinin ortasında kaybolmuş gibiyim. Bir yol, bir yön belirlemem gerek, ancak bu yolculukta bana kılavuzluk edecek bir haritam yok.

 

-Sevgi ve hatırlayışın olduğu yerde ruha ölüm yoktur.

 

-Merhamet sahipleri ötekinin acısıyla acı duyan ve onun ıstırabını dindirmeye soyunan soylulardır. Ve adalet ancak merhametle kaimdir.

 

-Oysa çocuklarımıza şefkati, merhameti ve yârenliği öğretmeliyiz. Dikkatin daha fazlası duyguların eğitimine verilmeli. Şefkat ve merhamete dayalı bir eğitim, öteki için de sorumluluk duymayı, ötekinin de ilgi, iyilik ve adaleti hak ettiğini kabullenmeyi beraberinde getirir. Başkasını düşünebilmek, başkasının iyiliğinden kendisini mesul hissetmek, çocuklarımıza verebileceğimiz değerlerdir.

 

-Ey merhamet! Ey kalpten kalbe giden yol! Yak kandillerini, dağılsın karanlık.

 

(Kaynak: Kemal Sayar, Merhamet, Kapı Yayınları)

17 Aralık 2022 Cumartesi

Kitap Rehberi: İlber Ortaylı - Bir Ömür Nasıl Yaşanır?

 


İlber Ortaylı / Bir Ömür Nasıl Yaşanır?

Hayatınıza yön verebilecek, ilham alabileceğiniz bir eserle karşınızdayız: Bu yazımızda İlber Ortaylı’nın “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” adlı eserini ele alıp kitaptan alıntılar paylaşacağız.

“Kimsenin önerilerine ihtiyacım yok” diyebilirsiniz ancak hayatta bazı kişilere de kulak vermelisiniz. Bu kulak vereceğiniz kişilerden birisi de ülkemizin yetiştirdiği değerli bilim insanlarından ünlü tarihçi İlber Ortaylı. Tabii ki okurken tüm fikirlerine katılmayabilirsiniz, bu gayet doğaldır ancak okurken hayatınıza uyarlayabileceğiniz fikirleri de çekip alabileceğiniz bir kitap “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?”

İlber Ortaylı, Yenal Bilgici ile yaptığı bu söyleşide şu sorulara cevap veriyor:

1)Bir Ömür Nasıl Yaşanır?

2)Kimden, Ne Öğrenilir?

3)İnsan Kendi Kendini Nasıl Yetiştirir?

4)Nasıl Çalışmak Gerekir?

5) Nasıl Seyahat Edilir, Nereleri Görmek Gerekir?

6)Eğitimde Hangi Tercihleri Yapmak Gerekir?

7)Ne İzlemeli? / Ne Dinlemeli? / Ne Okumalı?

8)İnsan Yaşadığı Şehirden Nasıl Yararlanır?

İlber Ortaylı'dan bir hayat rehberi olarak da nitelendirebileceğimiz “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” adlı kitaptan sizler için bir alıntı seçkisi de oluşturduk. Şimdi bu alıntılara göz atalım:

İlber Ortaylı – Bir Ömür Nasıl Yaşanır? – Alıntılar

-(...) Bir de muhakkak okuyun, hikâye ve romanın dinlendiren ve hafızayı açan gücünü ihmal etmeyin. En önemli şey hafızadır. (Sayfa:15)

-Kimsenin sizi bulmasını beklemeyin; nitelikli insanları siz arayın! Ben insanları arar bulurum. İyi hocalardan eğitim almak için bizzat çok uğraşmışımdır. Neticede kimse gelip beni keşfetmedi. Kimsenin gelecek hâli de yoktu! (Sayfa:23)

-Beyninize yeni bir kapı açacak, size bir değer katacak insanla bir araya geldiğinizde bir şey öğrenirsiniz; bir şey düşünürsünüz; yeni bir yere bakmaya başlarsınız. Düşünceniz yeni bir boyut kazanır, yaşamınıza farklı bir bakış açısı eklenir. (...) Dilinizi, intibaınızı, tecrübe ve görgünüzü geliştiren; dünyaya bakışınızı değiştiren insanlar önemlidir. Onlarla bir araya gelmeye gayret ediniz. (...) (Sayfa:33)

-Becerilerinize gerçekten uyan mesleği seçiniz. Kendi kapasitenizin altında çalışmayın; kendinize bol ya da dar gelen bir gömleği giymekten kaçının. (Sayfa:39)

-(...) Her şeyden evvel insanların birbirlerini çok sevmesi lazım. Sevginin olmadığı yerde hiçbir şey kurulamıyor. Zekâ da çok önemli elbette. Allah vergisidir ve çok mühimdir. (...) (Sayfa:45)

 -Bizde kimse yerinden kıpırdamaz. Hâlbuki değişmeyi, değiştirmeyi bileceksin. Konforundan vazgeçmeyi göze alacaksın. Kendi dünyanı yerinden kendin oynatacaksın. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır. (Sayfa:83)

-Şimdiki gençlere söylüyorum, zahmetten kaçmayın. Tren mi var, atlayın; yol mu var, gidin. O yaşlarda yeni yerleri görmenin zevki başkadır. (Sayfa:111)

İlber Ortaylı’nın Yenal Bilgici ile yaptığı söyleşiden doğan “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” tekrar tekrar başvurulacak nitelikli bir kitap... Okumanızı ve aralıklarla istifade etmenizi tavsiye ediyoruz.

(Kaynak: İlber Ortaylı, Bir Ömür Nasıl Yaşanır?, Kronik Kitap, Söyleşi: Yenal Bilgici)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

12 Aralık 2022 Pazartesi

Kitap Rehberi: Michael Ende - Momo



Michael Ende / Momo

Zaman nedir? Zaman tanımlanması basit görünen ancak içerisinde büyük sırlar barındıran bir olgudur aslında. Bu yüzden olsa gerek tanımı kişiden kişiye göre değişebilir. Zamanın kısalığını veya uzunluğunu ele aldığımızda ise bu da aslında göreceli bir olgudur. Kimi zaman olur ki zaman su gibi akıp geçer kimi zaman olur ki zaman geçmek bilmez.

Bu yazımızda ana konusunu “zaman” kavramının oluşturduğu nitelikli bir esere yer vereceğiz. Michael Ende’nin kaleme aldığı “Momo” adlı eseri ele alacağız.

Eserin başkahramanı Momo, büyük bir kentin tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kızdır. Orada burada bulduğu ya da birilerinin verdiği eşyalardan başka bir şeyi olmayan Momo’nun sahip olduğu olağanüstü bir yetenek vardı. Bu yetenek dinlemekti. Aslında kulağa çok basit geliyor değil mi? Her insan az çok dinler ama yazar Momo’nun bu dinleme yeteneğine dikkat çekmek için “çok az insan gerçekten iyi bir dinleyicidir.” der. Momo karşısındaki insanları öyle bir dinlerdi ki karşısındaki kişi ona bilinçaltında gizli kalmış düşüncelerini rahatça açıklardı ve bu duruma Momo da şaşırırdı.

İyi bir dinleyici olan ve bunun için de bol zamanı olan Momo bu yeteneğiyle insanlar arasında olumlu bir bağ kurar. Ancak bir süre sonra yolunda gitmeyen olaylar cereyan eder. İnsanların zamanını çalma konusunda oldukça ince hesaplar yapan “duman adamlar” ortaya çıkar ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Zaman hırsızlığı konusunda oldukça usta olan “duman adamlar” için gizlilik çok önemlidir. Bu konuda öyle ustadırlar ki kente yerleşirler ve halkın arasına karışırken hiç dikkat çekmezler. Duman adamlar, insanlar üzerinde öyle bir egemenlik kurarlar ki artık insanlar sürekli zamandan tasarruf etmenin plânlarını yaparlar. Eskiden zevk alarak yaptıkları günlük yaşamın vazgeçilmez parçalarından olan gündelik işleri artık gereksiz ve zaman kaybı olarak görürler ve mutsuzluğa doğru adım adım sürüklenirler:

“Zaman tasarruf edeyim derken aslında başka şeylerden tasarruf ettiğinin kimse farkında değildi. Yaşamlarının gittikçe daha zavallı, daha tekdüze ve daha soğuk geçtiğini kavramak istemiyorlardı. Bu gerçeği sadece çocuklar taa yüreklerinde hissettiler. Çünkü artık kimsenin onlara ayıracak zamanı yoktu.”

Ortada tuhaf bir durum vardır. İnsanlar artık eskisi gibi mutlu değildir. İnsanlar zamandan tasarruf etmek amacıyla çocuklarıyla bile eskisi gibi ilgilenmiyorlardır. Sonunda Momo, bu tuhaf durumun farkına varır.

Peki, Momo duman adamlarla olan mücadelesinden galip çıkabilecek midir?

Michael Ende’nin yazdığı “Oysa zaman yaşamın kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti.” cümlesiyle anılan, “çağdaş bir masal” tadındaki “Momo”yu seveceğinize inanıyor ve okumanızı tavsiye ediyoruz.

(Kaynak: Michael Ende, Momo, Pegasus Yayınları, Almancadan Çeviren: Leman Çalışkan)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Popüler Yayınlar