29 Temmuz 2020 Çarşamba

Proje Yöntemi ya da Proje Tabanlı Öğrenmenin Yararları ve Sınırlılıkları

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/tr

Günümüz eğitim anlayışında bilgiyi keşfetme, kullanma, transfer etme, yeniden düzenleme ve bu yolla öğrenilenlerin kalıcılığını sağlama oldukça önemlidir. Biz de bunun bilincinde olarak bu yazımızda günümüz eğitim anlayışının bu amacına hizmet eden proje yöntemini ele alacağız. Bu bağlamda bu yazımızda;

-Proje yöntemi nedir?
-Proje tabanlı öğrenme yöntemi nedir?
-Proje temelli eğitim nedir?
-Proje tabanlı öğrenmenin dezavantajları nelerdir?
sorularına yanıt arayacağız.

John Dewey, Bruner ve Kilpatrick tarafından geliştirilen, ilerlemeci eğitim anlayışına, pragmatik felsefeye ve günümüzün eğitim anlayışı olan yapılandırmacı yaklaşıma uygun olan proje yöntemi ya da diğer bilinen adıyla proje tabanlı öğrenme, öğrencilerin bireysel ya da grup olarak disiplinlerarası ilişkiler kurma yoluyla gerçek yaşam konularına ilişkin bir sorun ya da senaryo üzerine problem çözme ve ürün ortaya koyma etkinliğidir.

Proje Yönteminin Özellikleri  

-Proje tabanlı öğrenmede, öğrenme ezberlemeye dayalı gerçekleşmez. Öğrencinin bilgiyi keşfetmesi, oluşturması, yeniden düzenlemesi ve transfer etmesi amaçlanır.
-Proje tasarıları gerçek yaşama dönüktür. Gerçek yaşam problemleri ele alınır.
-Öğretmen rehberdir. Öğrenci, öğretmenin rehberliğinde bilgi kaynaklarına ulaşarak bilgileri keşfeder ve yeniden yapılandırır.
-Öğrencinin sorgulayarak öğrenmesini sağlayan bu yöntemde öğrenciler deneyimleri üzerinden öğrenirler.
-Öğrenci merkezli olan proje tabanlı öğrenme öğrencilerin çeşitli zihinsel becerilerini kullanarak bilgiye ulaşmasını sağlar.
-Öğretmen ve öğrenciler planlamayı ve değerlendirmeyi birlikte yaparlar.

NOT: Projeler, kısa süreli de olabilir uzun süreli de olabilir. Yani bir proje birkaç saatlik de olabilir, ayları ya da bir dönemi de kapsayabilir. Projenin sonunda özgün ve somut ürünler ortaya konur ve sergi, drama, rapor vb. yollarla sınıfla paylaşılır.

DİKKAT: Sürecin sonunda özgün ve somut bir ürün ortaya koyma ve bu ürünü çeşitli yollarla paylaşma proje yöntemini benzer yöntemlerden ayıran en önemli özelliktir. 

-Proje, okulda başlayan ve okul dışında günlük hayata taşınarak devam eden bir yöntemdir.
-Projede yer alan problemler okul içi ve okul dışı faaliyetler yoluyla disiplinlerarası ilişki kurularak ve bilimsel yol izlenerek çözülür.

Projede Yer Alan Problem Durumlarında Bulunması Gereken Özellikler 

-Günlük hayata dönük olmalıdır.
-Öğrencinin seviyesine uygun olmalı ve öğrenciyi güdülemelidir. Ayrıca öğrencinin ilgisini de çekmelidir.
-Dersler arası başka bir deyişle disiplinlerarası ilişki kurmaya uygun olmalıdır.
-Birden fazla çözüm yolunu içermelidir.
-Bilimsel yöntemin kullanılmasına müsait olmalıdır.
-Bireysel ve grupla çalışmaya uygun olmalıdır.
-Zihinsel becerileri kullanmaya ve geliştirmeye uygun olmalıdır.
-Bireyi farklı kaynaklardan araştırma yapmaya yönlendirmelidir.
-Farklı zekâ alanlarını kullanmaya yönelik olmalıdır.

Proje Yönteminin / Proje Tabanlı Öğrenmenin Yararları 

-Projede yer alan sorunlar gerçek yaşama dönük olacağı için öğrencilerin yaşam becerilerinin gelişmesine katkıda bulunacaktır.
-Eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, bilimsel düşünme, neden-sonuç ilişkisi kurma, problem çözme gibi zihinsel becerilerin gelişmesini sağlar.
-Öğrenciye bilgiyi kullanma ve transfer etme olanağı tanıdığı için öğrencilerin elde ettikleri bilgileri günlük yaşamda test etme olanağı tanır.
-Bireysel ve grupla çalışma becerisi ve alışkanlığı kazandırır.
-Öğrencilerin farklı zekâ alanlarını kullanmasına olanak tanır ve bu zekâ alanlarının gelişimine katkıda bulunur.
-Öğrencilerin deneyimleyerek öğrenmesine olanak tanıdığı için öğrenilenlerin kalıcılığını sağlar.

Proje Tabanlı Öğrenmenin Dezavantajları / Sınırlılıkları 

-Projeyi tamamlamak uzun bir süreci gerektirebilir. Başka bir deyişle bu yöntem zaman alan bir yöntemdir.
-Öğrencinin ilgisini çekecek ve onu güdüleyecek proje konusu bulmak zor olabilir ve bu konuda sıkıntılar yaşanabilir.
-Proje çalışmalarında gerekli denetim ve gözetimin yapılması zordur, büyük bir çaba gerektirir.
-Gerekli denetimin ve gözetimin sağlanamadığı durumlarda çeşitli problemler ortaya çıkabilir.
-Etkili bir rehberlik yapılamadığı takdirde konudan sapmalar görülebilir.
-Bilgi düzeyindeki hedefler için uygun değildir.
-Bu yöntemi her ders ve konuda uygulamak mümkün olmayabilir.

Değerli okurlarımız, bu yazımızda proje yöntemini açıkladık. Başka bir yazımızda görüşmek üzere, herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler diliyoruz.




28 Temmuz 2020 Salı

Zıt Panel Tekniği Nedir?

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/tr

İşlenen konuların tekrarına ve elde edilen bilgilerin pekiştirilmesine dayanan tartışma tekniğine zıt panel tekniği denir. Tekrar ve pekiştirme amaçlı olan bu tartışma tekniğinde yeni fikirlerin ortaya çıkması ve çeşitli yanılgıların giderilmesi de amaçlanır. Zıt panel tekniğinde öğretmen soru grubu ve cevap grubu olmak üzere iki grup oluşturur.

Zıt Panel Tekniği Nasıl Uygulanır?

-Önce öğretmen sınıfı soru ve cevap grubu olmak üzere ikiye ayırır.
-Her gruba bir başkan (lider) seçilir.
-Hazırlık süreci için 15-20 dakika kadar bir süre verilir ve bu süre içinde soru grubu işlenen konuyla ilgili sorular yazar, cevap grubu da sorulması olası sorulara tahmini cevaplar yazar.
-Hazırlık sürecinin ardından soru grubu soru sorar ve cevap grubu soruları cevaplar. Bu süreç tartışma havasında geçer ve süreç tamamlanır.
-Daha sonra gruplar rolleri değiştirir. Soru grubu cevap, cevap grubu da soru grubu rolünü üstlenir ve süreç tekrarlanır.
-Etkinliğin sonunda süreç değerlendirilir. Elde edilen sonuçlar özetlenerek rapor haline getirilir.

Zıt Panel Konu Örnekleri / Zıt Panel Tekniğine İlişkin Etkinlik Önerileri 

-Bir öğretmen, dersinde doğal kaynakların verimli kullanımı konusunda etkinlik yaptırmak için öğrencileri iki gruba ayırır. Gruplardan birini soru grubu diğerini ise cevap grubu olarak görevlendirir. Gruplara gerekli hazırlıkları yapması için 15-20 dakika süre verir ve etkinliği başlatır.

-Türk Dili ve Edebiyatı dersinde Oğuz Atay'ın hayatını ve edebi kişiliğini işleyen bir öğretmenin sınıfı soru soran ve cevap veren şeklinde iki gruba ayırıp etkinlik yaptırması...

NOT: Zıt panel tekniği ile panel tekniği karıştırılmamalıdır. Panel, bir başkan ve sayıları 5-6 kadar olan katılımcıların bir konunun alt boyutlarını ve farklı boyutlarını tartıştığı ve diğer bireylerin dinlediği bir tartışma tekniğidir. Zıt panel tekniğinde ise soru ve cevap grubu olmak üzere iki grup vardır.

Zıt Panel Tekniğinin Yararları 

1) Öğretmenin rehber olduğu bu teknik öğrencinin öğretim sürecine etkin katılımını sağlar.
2) İşlenen konuları tekrar etme olanağı tanır ve bilgiler bu sayede pekiştirilir.
3) Öğrencilerin kendilerini ifade etmesini sağlayan bu teknik ifade becerisini geliştirir.
4) Sorulan sorular dolayısıyla öğrencileri düşünmeye sevk eder.
5) Yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlar.
6) Çeşitli yanılgıların giderilmesinde rol oynar.

Değerli okurlarımız, bu yazımızda "zıt panel nedir?" sorusuna yanıt aradık ve zıt panel tekniğinin yararlarından bahsettik. Başka bir yazımızda görüşmek üzere...


27 Temmuz 2020 Pazartesi

Aktif Öğrenme Modeli Nedir? Aktif Öğrenmenin Yararları Nelerdir?

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/tr

Günümüzün eğitim anlayışı olan yapılandırıcı yaklaşım ya da başka bir deyişle yapılandırmacı yaklaşım öğrencinin aktif olduğu, öğrenme sorumluluğunu üstlendiği ve zihinsel becerilerini etkin olarak kullandığı bir öğretim sürecini savunur. İşte tam da burada akıllara gelen ilk eğitim modellerinden birisi de aktif öğrenme modelidir. Biz de bunun bilincinde olarak bu yazımızda "aktif öğrenme modeli nedir?", "aktif öğrenmenin yararları nelerdir?" sorularının yanıtlarını arayacağız.

Aktif öğrenme, "etkin katılım" ve " ezbersiz eğitim" ilkelerine dayanan, öğrenenin öğrenme sorumluluğunu üstlendiği ve bu süreçte bazı kararlar alabildiği, öz düzenlemeler yapabildiği, karmaşık işleri çözebilmek için zihinsel becerilerini kullandığı bir öğrenme modelidir. Öğrenci bu süreçte bilginin pasif alıcısı değildir ve bilgiyi konuşarak, düşünerek, yazarak, soru sorarak, ilişki kurarak, tartışarak ve problem çözerek üretir ve bu ürettiği bilgileri günlük yaşamında da kullanır.

Geleneksel eğitime baktığımızda ezbere dayanan bir öğretim sürecinin hakim olduğunu görürüz. Geleneksel eğitimde, öğretmen bilgiyi aktarır, öğrenci ise bilgiyi hazır olarak alır. Ancak aktif öğrenme modeli bu anlayışa tamamen karşı olup öğrencinin bilgiyi, merak, deneyimlerde bulunma, iş birlikli çalışma, araştırma ve uygulama yapma gibi yollarla üretmesini savunur. Bu modelde öğrenci, öğretim sürecinin merkezindedir ve bilgi kaynaklarına öğretmenlerinin rehberliğinde ulaşarak ve iş birliği içinde çalışarak ortak bilgi üretmek konusunda beceri ve yeterlik kazanırlar.

Aktif Öğrenmenin Yararları 

-Bu öğrenme modeli, öğrenmeyi öğrenmeye ve iş birliği yapmaya olanak sağlar.
-Öğrencilerin gruba ait olma, güven duyma, özdenetim sahibi olma, duyarlı olma gibi becerilerini geliştirir.
-Bu model öğrencilerin enerjilerini etkili kullanmasını sağlar.
-Bu modelde, öğretmenlerinin rehberliğinde söz sahibi olabilen öğrenciler karar almayı öğrenirler.
-Öğrencilerin öz düzenleme becerisini geliştirir. Öz düzenleme; öğrencilerin neleri öğrenemediğini tespit etmesi, öğrenme sürecinde zamanı nasıl kullanacağını bilmesi ve bütün bunlara yönelik kararlar almasını ifade eden bir kavramdır. Ayrıca öğrenci bu beceriye göre neyi, nasıl ve hangi yollarla öğreneceğine de karar verir.

Değerli okurlarımız, bu yazımızda aktif öğrenme modelini ve aktif öğrenmenin yararlarını açıklamaya çalıştık. Herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler diliyoruz.

24 Temmuz 2020 Cuma

Bedensel Zekâsı Baskın Olan İnsanların Özellikleri Nelerdir?

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/tr

Gardner'ın geliştirdiği çoklu zekâ kuramına ait bir diğer zekâ türü de bedensel zekâ başka bir deyişle kinestetik zekâdır. Bu yazımızda bedensel zekâyı ele alıp bu zekâsı baskın olan insanların özelliklerini açıklamaya çalışacağız.

Matematiksel zekâ ile ilgili yazımıza BURADAN ulaşabilirsiniz. 

Bedensel/Kinestetik Zekâ Neyi İfade Eder?

Bedensel zekânın bir insanda baskın olması hız, esneklik, denge, çeşitli el becerileri ve koordinasyon konusunda başarılı olmayı ifade eder. Duygu ve düşünceleri ifade etmede beden dilini ve vücudu iyi kullanma becerisidir. Sporcular, dansçılar, balerinler, tiyatrocular, pilotlar, şoförler ve cerrahlar bu zekâyı etkin bir şekilde kullanan meslek gruplarıdır.

Bedensel zekâsı baskın olan insanlar; 

1) Yukarıda da söylediğimiz gibi el becerisi gerektiren işlerde, hız, denge, esneklik ve koordinasyon gerektiren etkinliklerde başarılıdırlar.
2) Duygularını ve düşüncelerini ifade ederlerken ellerini ve kollarını sıkça kullanırlar.
3) Uzun bir süre aynı yerde kalamazlar ve oldukça hareketlidirler. Başka bir deyişle hareketli olmayı severler.
4) Jimnastik, atletizm vb.sporlarda ve dans etme konusunda başarılıdırlar. Spor yapmayı çok severler ve birden fazla spor dalında başarılı olabilirler.
5) Yaparak-yaşayarak öğrenmeye daha yatkındırlar. Gördükleri nesneleri dokunarak incelerler ve gördüklerinden, söylenenlerden çok yapılanları hatırlarlar.
6) Psikomotor becerileri gerektiren etkinliklerde bulunmayı severler ve psikomotor beceriler konusunda oldukça yeteneklidirler.
7) Harekete dayalı oyunlar, rol yapma, drama, gösterip yaptırma gibi etkinliklerde yer almaktan keyif alırlar. Taklit yetenekleri üst düzeydedir.
8) Vücut hareketlerini kontrol edebilme becerisine sahiptirler ve yapılması zor görünen akrobatik hareketleri kolayca yapabilirler.

Görsel zekâ ile ilgili yazımıza BURADAN ulaşabilirsiniz. 

Bedensel zekânın geliştirilmesi mümkündür. Çocuklara rahatlıkla hareket edebilecekleri güvenli ortamların sunulması bedensel zekâyı geliştirebilmek için yapılabilecek en iyi uygulamadır. Hareket açısından uygun ortamı bulan bir çocuk, kinestetik zekâsını çeşitli oyunlar ve spor faaliyetleri aracılığıyla geliştirme imkânı bulur.

Yazımız burada sona eriyor. Herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler diliyoruz.

23 Temmuz 2020 Perşembe

Örnek Olay Yönteminin Yararları ve Sınırlılıkları

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/tr

Günümüz eğitim anlayışının önem verdiği konulardan birisi de öğretim yöntemlerinin öğrenci merkezli olması ve öğrencinin güdülenmesini sağlayıcı nitelikte olmasıdır. İşte bu yöntemlerden birisi de örnek olay yöntemidir. Sizlere bu yazımızda örnek olay yönteminin yararlarından ve sınırlılıklarından söz edeceğiz.

Örnek olay yönteminde, verilen olay öğrencilerin anlayabileceği düzeyde, günlük hayatla bağlantılı, dersin kazanımlarına ve öğrenci seviyesine uygun olmalıdır. Örnek olayda sunulan problemlerin gerçek veya gerçeğe yakın bir problem durumu olması oldukça önemlidir. Çünkü bu yöntemin amaçlarından birisi öğrencileri gerçek hayatta karşılaşacakları problemlere hazırlamaktır. Başka bir deyişle bu yöntem öğrenciye gerçek hayatın kapılarını aralar. Ortaya konan problem durumunun farklı çözüm yollarını içermesi, merak uyandırıcı ve ilgi çekici olması ve öğrenciler için anlamlı olması önemlidir.

Peki, örnek olay yöntemi nasıl uygulanır? Bu sorunun cevabını verelim:

1) Yaşanmış bir olay, bir anı, internette yer alan bir video ya da gazete, dergi ve televizyonlarda yer alan bir haber, örnek olay olarak sınıfa getirilir. Bu olaylar, öğrencilere yazılı, sözlü veya görsel olarak sunulabilir.
2) Öğrenciler örnek olayı dinlerler, izlerler veya okurlar.
3) Bu aşamada öğrenciler olayı anlamaya çalışırlar.
4) Öğrencilere örnek olayda yer alan soruna ilişkin çeşitli sorular yöneltilir ve öğrencilerin düşünmeleri sağlanır.
5) Öğrenciler sorunun çözümüne ilişkin çeşitli önerilerde bulunurlar.
6) Sunulan çözüm önerileri analiz edilerek örnek olay yeniden yazılır.

Örnek Olay Yönteminin Yararları 

1) Öğrencilere sunduğu gerçek veya gerçeğe yakın problem durumlarıyla onları gerçek hayata hazırlar.
2) Öğrenci merkezli olan bu yöntem öğrencilerin motive olmasını ve derse etkin katılımlarını sağlar.
3) Öğrenilen bilgilerin, becerilerin, ilke ve kavramların uygulanmasını sağlayan bu yöntemde öğrenmelerin kalıcılığı yüksektir.
4) Eleştirel düşünme, neden-sonuç ilişkisi kurma, analiz etme, problem çözme, empati yapma, karar verme gibi becerilerin geliştirilmesinde etkilidir.

Örnek Olay Yönteminin Sınırlılıkları 

1) Kalabalık sınıflarda uygulanması zordur ve uygulaması zaman alan bir yöntemdir.
2) Dersin kazanımlarına uygun ve istenilen nitelikte bir olayın bulunması her zaman mümkün olmayabilir.
3) Bu yöntemin doğasında tartışma da vardır. Tartışma sırasında konudan sapmalar yaşanabilir ve gürültülü bir ortam oluşabilir.
4) Seçilen örnek olaylar bazen öğrencinin seviyesine uygun olmayabilir.

Örnek Olay Yöntemine İlişkin Etkinlik Önerileri 

-"Çevre kirliliği" ile ilgili sınıfa bir haber yazısının getirilmesi ve bu haber yazısının yöneltilen sorulara göre sınıfça analiz edilmesi
-"Küresel ısınma ve sonuçları" ile ilgili kısa bir video izleten öğretmenin öğrencilerinden küresel ısınmanın getirdiği olumsuz sonuçları analiz ederek değerlendirmelerini istemesi.

Değerli okurlarımız, sizlere bu yazımızda öğrenci merkezli çağdaş bir yöntem olan ve öğrencinin derse etkin katılımını ve öğrenilenlerin kalıcılığını sağlayan örnek olay yönteminden söz ettik. Herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler...


21 Temmuz 2020 Salı

Anlatım Yönteminin Yararları ve Sınırlılıkları

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/tr

Öğretmen merkezli olup, geleneksel öğretim yöntemleri arasında yer alan, temelinde bilgi aktarımının olduğu, öğretmenin bilgileri sözlü yolla öğrencilere sunduğu yönteme anlatım yöntemi denir. Anlatım yönteminin yararları ve sınırlılıkları da vardır. Önce yararlarından başlayalım:

Anlatım Yönteminin Yararları 

1) Uygulanması kolay olan ve maliyet gerektirmeyen bu yöntem kısa sürede çok sayıda bilgi aktarımına uygundur.
2) Kalabalık gruplarda kullanılabilen bu yöntem dersin her aşamasında kullanılabilir (giriş-geliştirme-sonuç).
3) Bilişsel, duyuşsal ve psikomotor hedeflerin basit düzeyde kazandırılmasında etkili olan bu yöntemde dinleyiciler işlenen konuyla ilgili organize bilgi kazanırlar.
4) Öğretmenin konuştuğu, öğrencinin de dinleyip not aldığı bu yöntem öğrencilerin not alma becerilerini de geliştirir.
5) Anlatım yönteminde bilgilerin öğretmen tarafından iyi düzenlenmesi çok önemlidir. Çünkü öğrenciler iyi düzenlenmiş bilgiler sayesinde kavram yanılgılarına düşmezler.
6) İşiterek öğrenen öğrenciler için uygun olan bu yöntem gezi, proje, gözlem, örnek olay, problem çözme vb. öğretim yöntem ve tekniklerinin yanında da kullanılabilir.
7) Soyut bilgilerin öğretilmesinde de işlevsel bir yöntemdir. Öğretmenin anlattığı konuyu örnekler ve görsellerle desteklemesi soyut bilgilerin somutlaştırılmasını sağlar.
8) Anlatım yöntemi ekonomiklik ilkesine uygun bir yöntemdir. Çünkü zaman ve maliyet açısından uygundur ve kalabalık gruplarda kısa bir zaman diliminde çok sayıda bilgi aktarımına olanak tanır.

  Öğretim ilkeleriyle ilgili yazımıza BURADAN ulaşabilirsiniz. 

Not: Bu yöntemde amaç, bilginin sistemli bir şekilde kısa sürede öğrencilere aktarılmasıdır.

Anlatım Yönteminin Sınırlılıkları 

1) Günümüz eğitim anlayışının en önemli hedeflerinden birisi de öğretme-öğrenme sürecinin bireysel farklılıklara göre yapılandırılmasıdır. Bu yöntemin sınırlılıklarından birisi bireysel farklılıklara cevap vermemesidir.
2) Öğrencilerin derse ilgisi ve katılımları düşüktür. Çünkü öğrenciler bu yöntemde pasif dinleyici konumundadırlar.
3) Öğrencileri ezbere ve hazırcılığa iten bu yöntem öğrencilerin üst düzey zihinsel becerilerini geliştirmez.
4) Günümüz eğitim anlayışının bir diğer hedefi de öğrencinin öğrenme sorumluluğunu üstlenmesini sağlamaktır. Ancak bu yöntem öğrenciyi ezbere ve hazırcılığa ittiği için öğrenciyi öğrenme sorumluluğundan uzaklaştırır.
5) İşitme duyusuna hitap eder ve görsel, yaparak-yaşayarak öğrenen öğrenciler için uygun değildir.
6) Elde edilen bilgileri günlük hayatta kullanma olasılığı oldukça düşüktür.

Yazımızı bitirmeden şunları da belirtelim: Sınıf düzeylerine göre anlatım süresinin ayarlanması, içeriklerin basitten karmaşığa, somuttan soyuta doğru düzenlenmesi, anlatılan konunun çok sayıda örnekle somutlaştırılması, anlatımın görsel unsurlarla zenginleştirilmesi, soru-cevap tekniğinden yararlanılarak öğrencilerin düşünmeye sevk edilmesi bu yöntemin etkili ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlayacak ilkelerdir.

Değerli okurlarımız, bu yazımızda anlatım yönteminin yararlarını ve sınırlılıklarını anlatmaya çalıştık. Herkese huzurlu ve sağlıklı günler diliyoruz.

20 Temmuz 2020 Pazartesi

Kısa Sürede Çok Sayıda Fikir Üretmenin Anahtarı: Beyin Fırtınası Tekniği


İster şirket toplantısı ister sınıf ortamı... Ortam ne olursa olsun, çok kısıtlı süreniz olduğunu düşünün ve çeşitli fikirlere ihtiyacınız var. İşte tam burada devreye beyin fırtınası tekniği giriyor.

Belli bir problem çözümünde grupça iş birliğine dayalı düşünmeyi gerektiren, sorunlara özgün ve değişik çözümler getirmek ve hayal gücünün kullanılmasıyla düşünce üretmek amacıyla kullanılan bir tekniktir beyin fırtınası tekniği. Bu teknik kısa sürede çok sayıda fikir ve öneri toplamayı amaçlar.

Beyin fırtınası, ilk defa Osborn isimli bir reklamcı tarafından kullanılmıştır. Osborn'un amacı yeni ürünlere yeni isim ve slogan bulmaktı.

Beyin fırtınası tekniği, sorunlara alışılmışın dışında özgün ve ilginç çözümlerin bulunmasını sağlayan bir tekniktir. Kişinin paylaşım ve iletişim becerilerini geliştiren bu teknik hazırlık, fikir üretme ve fikir değerlendirme olmak üzere üç aşamadan oluşur:

1) Hazırlık: Bu aşamada fikirlerin belirtilmesi için zaman sınırı belirlenir. Uygulamanın kısa bir zaman diliminde (5-15 dakika) yapılması yararlı olacaktır. Ayrıca bu aşamada sorun tahtaya yazılır.

2) Fikir üretme aşaması: Bireylerden ilginç, yeni ve özgün fikirlerin alındığı aşamadır. Bu aşamada katılımcılarda var olabilecek gerilim azaltılmalı, özgür, güvenilir ve demokratik bir ortam oluşturulmalıdır. Bireyler fikirlerini rahatça ifade edebilmelidir. Ayrıca bireyler fikirleri için ayıplanmamalı ve yargılanmamalıdır. Aktif katılımın sağlanması da önemlidir.

3) Fikir değerlendirme aşaması: Fikirlerin oylama ya da puanlama yoluyla önem sırasına konduğu ve çözüm önerilerinden seçimlerin yapıldığı aşamadır. Seçimler bir veya birkaç kişi tarafından değil, tüm katılımcıların fikirleri ve onayı alınarak yapılır.  

Beyin Fırtınası Tekniği Nasıl Uygulanır? 

1) Konu veya sorun tahtaya yazılır ve süre belirlenir. (hazırlık)
2) Bireylerin fikirlerini özgür ve rahat bir ortamda eleştiri ve yargılama olmadan söylemeleri sağlanır. (fikir üretme aşaması)
3) Ortaya çıkan öneriler veya fikirler, seçilen bir yazıcı tarafından tahtaya yazılır. (fikir üretme aşaması)
4) Öneriler ve fikirler oylama ya da puanlama yoluyla önem sırasına konur ve çözüm önerisi ya da önerileri tespit edilir. (fikir değerlendirme aşaması)

Beyin Fırtınası Tekniğinin Uygulanışı Konusunda Öneriler 

Bu teknikten fayda sağlayabilmemiz için mümkün olduğunca çok fikir üretilmesini ve ilginç, gülünç fikirlerin ortaya çıkmasını özendirmemiz gerekir. Çünkü ortaya çıkan bir fikir -gülünç de olsa- yeni ve önemli bir fikrin ortaya çıkmasına neden olabilir. Başka bir deyişle bireylere fikir üretme konusunda ilham kaynağı olabilir. Fikir üretme aşamasında eleştiri yapmaktan ve bireyleri yargılamaktan kaçınmak gerekir. Üretilen fikirlerin herkesin görebileceği bir yere yazılması da önemlidir.

Beyin Fırtınası Tekniğinin Sınırlılıkları 

-Psikomotor becerilerin geliştirilmesi için uygun bir teknik değildir.
-Uygulama sırasında seçilen konudan sapma ihtimali oldukça yüksektir.
-Fikir üretme aşamasında beklenen verim alınamayabilir. Çünkü benzer fikirlerin ortaya çıkması mümkün olabilmektedir.
-Bu tekniğin amacı sorun çözmektir ancak her zaman sorun çözülemeyebilir.

Öğretim Sürecinde Hangi Konular Seçilebilir? 

Bu teknik öğretim sürecinde sıklıkla uygulanabilecek bir tekniktir. Ancak konu seçilirken dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Seçilecek konu veya sorun öğrencilerin gelişim özelliklerine ve ilgi düzeylerine uygunluk göstermelidir. Peki hangi konular seçilebilir? Biraz örnek verelim:

-Herkes aynı fikirlere sahip olsaydı neler olurdu?
-Su olmasaydı neler olurdu?
-İnternet olmasaydı bilgilere hangi yollarla ulaşabilirdik?
-Küresel ısınmanın etkilerini azaltmak için neler yapılabilir?
-Çevre kirliliğini önlemek için neler yapabiliriz?

Değerli okurlarımız, bu yazımızda beyin fırtınası tekniğini, bu tekniğin uygulanışını ve beyin fırtınası tekniğinin sınırlılıklarını ele aldık. Herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler diliyoruz.

17 Temmuz 2020 Cuma

Velilerin Sınav Sonuçlarına Yaklaşımı Nasıl Olmalı?

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/tr

Çocuklarımız, gençlerimiz büyük bir emekle sınava hazırlandılar ve sonucu iyi olsun kötü olsun bir sonuç elde ettiler. Sınav konusunda velilerimize düşen önemli bir görev var: Sınav sonucunu sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmek...

Hayatta başarılı olmak da var başarısız olmak da... Bu hepimiz için geçerli bir durum... Çocuğunuz da girdiği sınavlarda başarısız olabilir. Bu durumda hemen çocuğunuzu yargılamak kesinlikle doğru bir davranış değildir. Ortada bir başarısızlık varsa önce anne-baba olarak kendinizi sorgulamalısınız. Önce şu soruları kendinize sormanızı tavsiye ederiz:

-Çocuğuma yeteri kadar sorumluluk bilincini aşılayabildim mi?

"Çocuğunuza Sorumluluk Duygusunu Nasıl Kazandırabilirsiniz?" adlı yazımıza BURADAN ulaşabilirsiniz.

-Çocuğum çalışma alışkanlığını yeterince kazanabildi mi? Ona bu alışkanlığı kazandırma konusunda bizler elimizden geleni yapabildik mi?
-Çocuğumun evde rahat bir ders çalışma ortamı var mıydı? Bu ortamın sağlanmasında üzerimize düşen görevleri yerine getirebildik mi?
-Çocuğumla sağlıklı bir iletişim kurabildim mi?
-Koronavirüs salgını nedeniyle yapılmaya başlanan uzaktan eğitim sürecinde çocuğuma yeteri kadar fayda sağlayabildim mi? Bu süreçte ona yeterince destek ve rehber olabildim mi?
-Salgın sürecinde çocuğumun öğretmenleriyle sağlıklı bir iletişim kurabildim mi?

Değerli anne-babalar, kısacası önce kendinizi sorgulamalı daha sonra çocuğunuzla birlikte başarıyı artırabilmek adına etkili ve verimli bir plan geliştirmelisiniz. "Zararın neresinden dönersek kârdır." anlayışından hareketle çocuğunuzun bundan sonraki eğitim hayatında başarılı olabilmesi adına adımlar atmalısınız. Sınav başarısızlığı dünyanın sonu değildir. Başarı da başarısızlık da aslında yeni bir başlangıçtır. Bu yeni başlangıcı sağlıklı bir şekilde yapmak ise oldukça önemlidir. 

Değerli anne-babalar, sınav başarısızlığı karşısında;

1) Çocuğunuzla doğru bir şekilde iletişim kurmaya çalışın. Kesinlikle onu kıracak, üzecek, öz güvenini zedeleyecek ifadelerden kaçının. Başarısızlığın nedenlerini çocuğunuzla birlikte tespit edip onun eksikliklerini giderecek verimli ve etkili bir çalışma programı hazırlayın.
2) Ona ceza vermekten kaçının. Çünkü ceza vermek sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir. Ceza vermek yerine ona sorumluluk bilincini geliştirecek görevler verebilirsiniz. Her koşulda çocuğunuzla doğru bir şekilde iletişim kurmanın yollarını arayın.
3) Onu sosyal faaliyetlerden alıkoymayın. Aksi takdirde çocuğunuzun kişisel gelişimini baltalamış olursunuz.
4) Sınav sonucu üzerinden çocuğunuzun hayatta başarılı olup olamayacağı konusunda tespitler yapmaktan kaçının.
5) Çocuğunuzu akranlarıyla kesinlikle kıyaslamayın. Çocuğunuzu akranlarıyla kıyaslamak onda yetersizlik duygusunun oluşmasına yol açabilir.
6) Sınav sonucuna göre çocuğunuzu zekâ seviyeleri açısından değerlendirmekten kaçının. Sınav, çocuğunuzun o esnadaki bilgilerini ölçen bir uygulamadır. Sınav esnasında kaygı, heyecan vb. durumlar çocuğunuzun gerçek performansını göstermesine engel olmuş olabilir. Bu nedenle sınavlar, çocuğunuzun zekâ düzeyi hakkında sağlıklı bilgiler vermeyebilir.
7) Tüm bunları yaparken dengeyi sağlamaya çalışın. Onun şımarık bir birey olmasına neden olacak davranışlardan kaçınmaya özen gösterin.

Değerli veliler, sınav başarısızlığı kesinlikle dünyanın sonu değildir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi aslında yepyeni bir başlangıçtır. İyi bir başlangıç yapmak sizlerin ve çocuğunuzun elinde... Son olarak şunu söylemek isteriz ki; çocuğunuza her şeyden önce kendisi ve geleceği için çalışıp başarılı olması gerektiği bilincini aşılamanız onun bundan sonraki hayatı için önemli bir adım olacaktır. Herkese sevgi ve saygılarımızla...

15 Temmuz 2020 Çarşamba

Gagne'nin Öğretim Durumları Modelinin Basamakları Nelerdir?

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/tr

Öğretim sürecinin verimli geçmesi şüphesiz hepimizin ortak isteği ve amacıdır. Bir öğretim sürecinin verimli geçebilmesi için de çeşitli basamakları neredeyse kusursuz bir şekilde planlamamız gerekir. Bu yazımızda öğretim sürecini daha verimli hale getirebilmek adına Gagne'nin öğretim durumları modelinin basamaklarını ele alacağız.

Gagne'nin öğretim durumları (etkinlikleri) modeliyle ilgili daha önce yayınladığımız yazıya BURADAN ulaşabilirsiniz. 

Şimdi bu basamakları tek tek açıklayalım:

1) Dikkat çekme: Öğretme-öğrenme sürecinin belki de en önemli basamağı dikkat çekme basamağıdır. Öğrenci, ilgisini ve dikkatini çekmeyen hiçbir dersi ve konuyu dinlemez, dinlemek istemez. Konuyu daha ilginç ve ilgi çekici hale getirmek başarının anahtarıdır. Bu aşamada öğrencinin dikkatini çekmek ve ilgisini canlı tutmak amacıyla derse bir örnek olayla başlama, konuyla ilgili anı, hikâye, fıkra anlatma, öğrencilere çeşitli görseller sunma gibi etkinlikler yapılabilir.

Örnek: "Doğa ve Evren" temasıyla ilgili bir metin işleyecek olan bir Türkçe öğretmeninin dersine bu konuyla ilgili haber yazıları ve çeşitli resimlerle başlaması. 

2) Öğrenciyi hedeften haberdar etme: İşlenecek konunun ve ulaşılacak hedeflerin öğrencilere dersin başında söylendiği bölümdür. Ulaşılacak hedefleri öğrenen öğrenci derse ve konuya karşı daha çok motive olur.

Örnek: Bir matematik öğretmeninin dört işlemle problem çözmenin öğrencilere sağlayacağı yararları ve bu becerinin gündelik hayatta nerelerde kullanılacağını anlatması. 

3) Ön bilgileri hatırlatma: Bu aşamada daha önce öğrenilen bilgiler öğrencilere hatırlatılır ve bu bilgilerle yeni öğrenilecek bilgiler arasında ilişkilendirmeler yapılır. 

Örnek: Bir Türkçe öğretmeninin isim ve fiil cümleleri konusunu anlatmadan önce isim ve fiil kavramlarının ne demek olduğunu öğrencilere anlatması. 

4) Uyarıcı materyalleri sunma (Asıl konuyu/yeni konuyu anlatma): Öğrencilerin derse dikkatleri çekildikten ve güdülenmeleri sağlandıktan sonra dersin asıl konusu ile ilgili materyallerin öğrencilere sunulduğu basamaktır. Başka bir deyişle öğrencilere yeni konunun anlatıldığı basamaktır. 

Örnek: Türkçe dersinde "Cümle Türleri" konusunun anlatılmaya başlanması ve bu konuyla ilgili örneklerin öğrencilere sunulması. 

5) Öğrenciye rehberlik etme: Öğrenmeyi kolaylaştırıcı ipuçlarının verildiği ve öğrencinin cevabı kendi kendine bulmasının amaçlandığı basamaktır. Öğretmen bu basamakta verdiği ipuçlarıyla öğrenciye rehberlik yapar. 

Örnek: Matematik dersinde problem çözerken hangi adımların izleneceği hakkında öğrencilerin bilgilendirilmesi ve problem çözmenin püf noktalarının öğrencilere anlatılması. 

6) Performansı (davranışı) ortaya çıkarma: Öğrenci dersin bu basamağında öğrendiklerini uygulama ve davranışı gösterme imkanı bulur. Bu basamakta dikkat edilmesi gereken nokta ise davranışın ortaya çıkması için uygun ortamın hazırlanmasıdır. 

Örnek: Matematik dersinde problem çözmede hangi adımların izleneceği konusunda öğrenciler bilgilendirildikten sonra onlara yeni problemlerin sunulması ve öğrencilerin bu problemleri çözmeye çalışmaları. 

7) Dönüt/düzeltme/geribildirim verme: Doğru davranışların pekiştirildiği, yanlış öğrenmelerin düzeltildiği basamaktır. 

8) Öğrenilenlerin değerlendirilmesi: Ortaya çıkan öğrenme ürünlerinin ve öğrencilerin durumunun başlangıçta belirlenen hedeflere ne kadar uygun olduğuna karar verilen basamaktır. 

9) Öğrenilenlerin kalıcılığını ve transferi sağlama: Öğretmenin, öğrencileri yeni problem durumlarıyla karşı karşıya getirdiği, öğrenilen bilgilerin yeni durumlarda kullanılmasını sağladığı basamaktır. Bu basamakta çeşitli alıştırmalar ve projeler aracılığıyla öğrenilenlerin transferi sağlanır. 

Örnek: Öğretmenin öğrencilere daha zor ve karmaşık etkinlikler sunması ve öğrencilerden konuyla ilgili proje, sunu vb. etkinlikler geliştirmesini istemesi. 

Değerli okurlarımız, bu yazımızda bir öğretim sürecinin hangi basamaklardan oluştuğunu başka bir deyişle Gagne'nin öğretim durumları modelinin basamaklarını ele aldık. Herkese huzurlu ve sağlıklı günler...




13 Temmuz 2020 Pazartesi

Öğretim Durumları Modelinde Öğrenme Ürünleri Nasıl Sınıflandırılmıştır?


Foto Kaynak: https://www.pexels.com/tr

Eğitim-öğretim alanında uygulanmak üzere geliştirilmiş bir diğer model ise Gagne'nin geliştirdiği öğretim durumları (etkinlikleri) modelidir.

Gagne'nin geliştirdiği bu modele göre öğrenme beyinde gerçekleşir ve gözlenebilen davranışlarla dolaylı olarak anlaşılır. Öğrenmede dış faktörlerle birlikte iç faktörlerin de dikkate alındığı bu modele göre beş tür öğrenme ürünü vardır. Şimdi bunları tek tek açıklayalım:

1) Sözel Beceriler (Sözel Bilgi) 

Tanımlar, terimler, ilkeler, isimler ve sembollerle ilgili bilgileri kapsayan bu öğrenme ürününde bilgiyi doğrudan ifade etmek ve açıklamak esastır. Diğer öğrenmeler için ön koşul öğrenmeler olarak kabul edilen bu öğrenme ürünü Bloom taksonomisinin bilgi düzeyindeki davranışlarına denk gelir.

Örnekler: -Türkiye'nin coğrafi bölgelerini saymak
-Bir ilin ilçelerini saymak
-Türkçe dersinde sıfatın tanımını söylemek
-Bir üniversite öğrencisinin üniversiteye başladığı tarihi hatırlaması

2) Zihinsel Beceriler (Entelektüel Beceriler)

Bloom taksonomisinin kavrama ve uygulama düzeyindeki davranışlarına denk gelen bu öğrenme ürününde bilgiyi çevirme, yorumlama ve kullanma esastır.

Örnekler: -Matematiksel ifadeleri sözel ifadelere çevirme
-Nesneleri büyüklüklerine göre sıralamak
-Kesirleri ondalık kesirlere çevirme
-Verilen bir şiiri düz yazı metnine çevirme
-Geometrik şekilleri birbirinden ayırt edebilme
-Türkçe dersinde fiil ile fiilimsiyi ayırt edebilme

NOT: Zihinsel beceriler "Nasıl"ı bilmeyle ilgilidir. Yani zihinsel beceriler "Öğrenci matematiksel ifadeleri sözel ifadelere nasıl çevirecek?" gibi bilgileri kapsar.

3) Bilişsel Stratejiler 

Öğrencinin öğrenebilmesi ve düşünebilmesine yardımcı olan bilişsel stratejilerin eğitimde yeri çok önemlidir. Çünkü öğrencinin elde ettiği bilgiyi transfer edebilmesi ve problem çözmek için kullanması öğrenme-öğretme sürecinde oldukça önemlidir. Bloom taksonomisinin sentez düzeyi davranışlarına denk gelen bu öğrenme ürünü öğrencilerin durumlara ve sorunlara özgün çözümler getirebilme, özgün ürünler tasarlayabilme ve yaratıcı düşünme becerisi açısından oldukça önemlidir.

Örnekler: -Bir öğretmenin ders anlatmada yeni bir yöntem bulması
-Bir modacının özgün bir elbise tasarlaması
-Bir öğrencinin kendisine has bir öğrenme stili geliştirmesi
-Sınav stresini azaltabilmek için etkili bir yol bulma

4) Tutumlar 

Bireylerin derslere, olaylara, olgulara veya çeşitli durumlara karşı geliştirdikleri olumlu veya olumsuz tavırları ifade eden bir öğrenme ürünüdür. Öğretim durumları modeline göre öğrencilerin derslere ve konulara karşı olumlu tutum geliştirmelerini sağlayacak etkinlikler düzenlenmelidir.

Örnekler: -Basketbolu futbola tercih etmek
-Komedi filmlerini izlemeyi tercih etmek
-Şiir okumayı ve yazmayı sevmek
-Şiir dinletilerine katılmayı tercih etmek
-Doğa yürüyüşlerini sevmek

5) Psikomotor Beceriler (Devinişsel/Devinimsel Beceriler) 

Beden hareketlerinin bir beceriyi yerine getirmek için harekete geçirilmesi başka bir deyişle zihin-kas koordinasyonunun sağlanmasıyla ortaya bir performans koymayı içeren bir öğrenme ürünüdür. Psikomotor becerilerin hedeflenen sürede ve nitelikte yapılabilmesi için sık tekrarlara ihtiyaç vardır.

Örnekler: -Araba sürmek
-Bisiklet sürmek
-Yazı yazmak
-Bir müzik aletini düzgün bir şekilde çalmak (piyano, keman vb. çalmak)
-Resim yapmak vb.

Değerli okurlarımız, bu yazımızda öğretim durumları modeli ya da diğer adıyla öğretim etkinlikleri modelini ele aldık. Yazılarımız devam edecek. Lütfen takipte kalın.

12 Temmuz 2020 Pazar

Hibrit Eğitim Modeli Nedir?

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/arastirma-bilgi-edebiyat-egitim-289737/

Koronavirüs süreci bizlere hayatımızda hiç yaşamadığımız duyguları ve durumları yaşattı. Neredeyse tüm faaliyetler durma noktasına geldi. Tabii bu süreç eğitim-öğretim faaliyetlerini de olumsuz etkiledi. Yüz yüze eğitime ara verildi ve uzaktan eğitime başlandı. Uzaktan eğitime başlanmasıyla birlikte eğitim-öğretim teknolojilerinin ne kadar da büyük bir öneme sahip olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Ancak uzaktan eğitim sürecinde aksaklıklar da yaşandı. İnternet erişimi sıkıntısı (özellikle kırsal kesimde yaşayan öğrenciler için), teknik yetersizlikler, öğrencileri sürece katmada ve motive etmede yaşanılan güçlükler bunlardan bazıları... Ve artık yeni tip koronavirüsün hayatımıza girmesiyle birlikte eğitimde yepyeni bir dönem bizleri bekliyor gibi... 31 Ağustos'ta okulların açılması plânlanıyor ama açılıp açılmayacağı ve açıldığı takdirde hangi yöntemlerin izleneceği belirsiz durumda. 31 Ağustos'ta okulların açılması halinde öğrenme öğretme sürecinde hangi modelin uygulanacağı hakkında çeşitli görüşler var. Uygulanması düşünülen modellerden birisi hibrit eğitim modeli. Peki hibrit eğitim modeli nedir?

Hibrit eğitim modeli başka bir deyişle harmanlanmış öğrenme çevrim içi ya da internet tabanlı öğrenme etkinliklerinin sınıf içinde gerçekleştirilen yüz yüze öğrenme etkinlikleriyle birleştirilmesini ifade eder. Başka bir deyişle biz buna geleneksel eğitim uygulamalarıyla internet teknolojisinin bir arada kullanılması diyebiliriz. Yani buradan anlayacağımız şu ki; yeni dönemde uzaktan eğitimle yüz yüze öğrenme etkinlikleri yoğun bir şekilde bir arada uygulanabilir. Örneğin; bazı dersler sınıf içinde yüz yüze verilecek bazı dersler ise uzaktan eğitim yoluyla öğrencilere sunulacak.

Yeni eğitim-öğretim yılında bizleri değişik uygulamalar bekliyor olabilir. Bu uygulamaların ne olacağını hepimiz merakla bekliyoruz. Herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler...

9 Temmuz 2020 Perşembe

Çocuğunuza Sorumluluk Duygusunu Nasıl Kazandırabilirsiniz?

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/girls-on-desk-looking-at-notebook-159823/

Çocuklarımız hayatımızın en değerli varlıklarıdır. Yeri gelir onlar için uykusuz kalır çalışır çabalarız yeri gelir tüm zamanımızı onlar için harcar, onların her türlü imkâna sahip olmasını isteriz. Onların hayatları boyunca başarılı olmalarını ister, zorlukları ve engelleri aşabilmeleri için elimizden geleni yaparız. Çocuklarımızın hayatları boyunca hep başarılı olmaları mümkün değildir. Çünkü hayatta inişler de vardır çıkışlar da... Ancak anne-babaların bir görevi vardır, o da çocuklarının hayata tutunabilmeleri için onlara belli başlı şeyleri öğretmek... İşte anne-babanın bu konuda yapabileceği en önemli şeylerden birisi de çocuklarına sorumluluk duygusunu kazandırabilmek...

Sorumluluk, insanın hayatta başarılı olabilmesi için sahip olması gereken en önemli duygulardan birisidir. Sorumluluk sahibi olmak, sabırlı olmak ve çalışmak kadar çok önemlidir, belki de başarının anahtarlarından birisidir. Sorumluluk sahibi olmak beraberinde düzeni ve disiplini de getirir. Ayrıca sorumluluk bilinci ve okul başarısı arasında ilişki vardır. Sorumluluk bilinci gelişmiş öğrenciler diğerlerine göre derslerinde daha başarılıdırlar.İşte bu nedenlerle çocuğunuza sorumluluk duygusunu kazandırmak oldukça önemlidir. Peki çocuğunuza sorumluluk duygusunu nasıl kazandırabilirsiniz? Maddeler halinde anlatmaya çalışalım: 

1) Öncelikle çocuğunuzu tüm yönleriyle iyi tanıyın. 
2) Ona başarabileceği görevler verin. 
3) Ona, bir şeyleri başarabilmesi için sık sık fırsat verin. 
4) Ödevlerini siz değil kendisi yapsın. Siz sadece ona zorlandığı yerlerde yardım edin. 
5) Yatağını ve odasını kendisi toplasın. 
6) Sofrayı kurmada ve toplamada size yardım etsin. 
7) Yemek yaparken sizi gözlemlemesine izin verin ve bu konuda ona başarabileceği küçük görevler verin. 
8) Yemekten önce ve sonra ellerini yıkasın, bunu mutlaka alışkanlık haline getirsin. 
9) Yaz günlerinde sokak hayvanları için bir kap su doldurun ve bu suyu evinizin önüne koyma görevini ona verin. Böylece çocuğunuzda hem hayvan sevgisi gelişir hem de çocuğunuz sorumluluk bilinci kazanır. 
10) Harçlığını doğru yerde ve zamanda harcama konusunda ona rehber olun. Bu konuda sorumluluk bilinci kazansın ki kazancın, emeğin kısacası sahip olunan değerlerin kıymetini bilsin. 
11) Evin ufak tefek alışverişlerini o yapsın. Örneğin; ekmek alma görevini ona verin. 

Bu listeyi genişletmek elbette mümkün. Siz de bunlara yenilerini ekleyip çocuğunuzun sorumluluk bilincini geliştirebilirsiniz. 

Çocuklarımıza sorumluluk duygusunu kazandırmaya çalışırken onlara yeteri kadar zaman tanımalıyız. Çünkü çocukta bu bilincin yerleşmesi hemen mümkün olmayabilir. Belki de en önemli nokta şu: Onların sorumluluk sahibi bir birey olmasını istiyorsak mutlaka onlara davranışlarımızla örnek olmalıyız. Çünkü küçükler her zaman büyüklerini taklit ederler. 

Yazımızın sizlere faydası olması dileğiyle... Herkese mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler...

6 Temmuz 2020 Pazartesi

Görsel Zekâsı Baskın Olan İnsanların Özellikleri Nelerdir?

Foto Kaynak: https://www.pexels.com/photo/faceless-engineer-adding-details-to-sketch-of-aircraft-3825574/

Gardner'ın geliştirdiği çoklu zekâ kuramına ait bir diğer zekâ türü de görsel zekâ başka bir deyişle uzamsal zekâdır. Bu yazımızda görsel zekâyı ele alıp görsel zekâsı baskın olan insanların özelliklerini açıklamaya çalışacağız.

"Çoklu Zekâ Kuramı Nedir?" adlı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Görsel Zekâ Hangi Davranışları Kapsar?

Görsel zekâ, üç boyutlu nesneleri görmeden zihinde canlandırma ve somutlaştırma ile ilgili zekâ alanıdır. Şekil özelliklerini grafikler, tablolar, resimler, renkler ve çeşitli görsel sembollerle ifade etme davranışlarını içerisinde barındıran bir zekâ türüdür. Mimarlar, heykeltıraşlar, pilotlar, denizciler görsel zekâyı etkin bir şekilde kullanan meslek gruplarıdır.

"Bir resim, bin sözcük değerindedir." sözü tam da görsel zekâsı baskın olan kişilere uygun bir sözdür.

Görsel zekâ, bir görsel unsurda yer alan ayrıntıları fark edebilme yeteneğidir. Bir resme ya da şekle dakikalarca baktığımız olur ancak o resimdeki ya da şekildeki çeşitli ayrıntıları bir türlü fark edemediğimiz mutlaka olmuştur. İşte bu zekâyı etkin kullanan bir birey bizim dikkatimizden kaçan ayrıntıları bulabilir ve bu ayrıntılar üzerine çeşitli yorumlar yapabilir.

Görsel zekâsı baskın olan bireyler; 

-Yön bulmada başarılıdırlar. Başkasından yardım almadan yönlerini bulabilirler.
-Gözlemleyerek öğrenme konusunda ustadırlar.
-Gördüklerini kolay kolay unutmazlar. Çeşitli şekilleri, desenleri, renkleri hatırlama konusunda diğer bireylere göre öndedirler.
-Çeşitli yapılara, renklere ve çizgilere duyarlıdırlar.
-Geometrik şekilleri zihinde canlandırma, çeşitli şekilleri kullanma, harita ve grafik okuma, heykel yapma konusunda başarılıdırlar.
-Hayal güçleri gelişmiş olduğu için özgün ve ilginç üç boyutlu modeller ve yapılar oluşturma konusunda oldukça yeteneklidirler.
-Bilgiyi görselleştirme yoluna giderler ve bu yolla daha iyi öğrenirler.

"Sözel Zekâya Sahip Olan İnsanların Özellikleri Nelerdir?" adlı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Günümüz eğitim anlayışında dili etkin kullanma, okuduklarını anlama ve yorumlayabilme, mantıksal düşünebilme ve problem çözme yeteneklerinin bir öğrencide bulunması oldukça önemlidir ancak bu durum tek başına yeterli değildir. Bu yeteneklerin yanı sıra öğrencinin görsel okuma ve düşünme yeteneğinin de geliştirilmesi oldukça önem arz eder. Sınavlarda yeni nesil soruların sorulmaya başlanmasıyla birlikte görsel okuma ve düşünme yeteneğinin geliştirilmesi zorunluluğu da ortaya çıkmıştır. Hangi ders olursa olsun görsel unsurların yer aldığı soruların sayısı artmıştır. Bu nedenle öğrenme-öğretme sürecinde görsel unsurların yer aldığı etkinliklere sıklıkla yer verilmeli ve öğrencilerin bu görsel unsurlar üzerinde düşünmeleri ve yorumlamalar, çıkarımlar yapabilmeleri sağlanmalıdır.

Değerli okurlarımız, bu yazımızda görsel/uzamsal zekâ konusunu ele aldık. Yazılarımız devam edecek. Lütfen takipte kalın.


Popüler Yayınlar